Şükreden zenginler ile sabreden fakirler, ilâhî rızâya nâiliyet bakımından müsâvîdirler. Aralarındaki tek fark, birinin yoklukla, diğerininse varlıkla imtihan edilmesidir.
Bu dünya hayatında kulun gayesi, Cenâb-ı Hakk’ın dostluğuna erme yolunda gayret etmek olmalıdır. Ancak dostluk ve muhabbetin şartı; dosttan gelen ezâ ve cefâyı dahî hoş karşılamakla, ona rızâ ve teslîmiyet göstermektir.