hidayet rehberi

Sünnetin Kurtarıcılığı

Sünnetten yararlanabilmek için her şeyden önce onun “en güzel örnek” olduğu bilinmelidir. Zira Hazreti Peygamber âlemlere rahmet ve hidâyet rehberi olarak gönderilmiştir. Sünnetin kurtarıcılığından şüphe etmek, Peygamberimize inanmamak anlamına gelir. Nitekim Abdullah İbni Mes’ûd bir defasında “Nebinizin sünnetini terkettiniz mi saptınız gitti demektir” ikazında bulunmuştur.

Peygamberler Hidâyet Rehberidirler

İnsanoğlu kendi başına sırât-ı müstakîmde dosdoğru yürümek husûsunda za’fiyet gösterip nice hatâlara düşmeye müsâid bir varlık olduğundan Cenâb-ı Hakk, onu kendi fazlından peygamberler ile takviyelendirmiştir.

Ramazan Ayı Kur'ân Ayıdır

Ramazan ayı Kur’an ayıdır. Yüce kitabımız Kur’an-ı Kerim’in nazil olduğu bir aydır. “(O sayılı günler), insanlar için bir hidayet rehberi, doğru yolu ve hak ile batılı birbirinden ayırmanın apaçık delilleri olarak Kur’an’ın kendisinde indirildiği Ramazan ayıdır.” (Bakara, 2/185).

Kur’ân-ı Kerîm İle Hemhâl Olmak

Kur’ân-ı Kerîm, insanlara hak yolu gösteren bir hidâyet rehberi, mü’minler için bir rahmet, kalpteki hastalıklar için de bir şifâdır. O aynı zamanda Rabbimizin izniyle insanları karanlıklardan aydınlığa çıkaran, Allâh Teâlâ’ya yaklaştıran ilâhî bir rehberdir.

Dünyada Sünnete Sarılan Kurtulur

Sünnetin kendisine sarılanları kurtardığı kesindir. Tâbiîn müfessirlerinden Dahhâk İbni Müzâhim ne güzel ifade etmiştir: "Cennet ile sünnet aynı konumdadır. Zira âhirette cennete giren, dünyada sünnete sarılan kurtulur."

Hz. Ebû Bekir'in (ra) Kılavuz Anısı

Peygamber Efendimizin “Ben, O'dan razıyım” dediği Ebû Bekir (ra) hicret yolculuğunda karşılarına çıkan onlarca tehlikeye rağmen hiç yalan söylememiş, Sıddîk lakabına layık olduğunu göstermişti.

Tefekkür Eden İnsan Şuuru

Eşsiz bir hidâyet ve saâdet rehberi olan Kur’ân-ı Kerîm, pek çok âyet-i kerîmesinde insanın yaratılışındaki hikmetleri, kâinattaki hârikulâde nizâmı ve Kur’ân-ı Kerîm’in bir beyan mûcizesi olduğunu düşünmeye dâvet eder.

İmân Zâfiyetinden Kurtulma Yolu

Âhiretteki hâlimizin ne olacağına dâir ilk ve net işâret, son nefesteki hâlimizde ortaya çıkmaktadır.

Tebliğ Mesuliyetimiz

Acaba etrâfımızda kendilerine yardım edecek sıcak bir yürek bekleyen kaç gönül, İslâm’ın güler yüzüne hasret kaç vicdân, en ufak bir gayretle hidâyet bulacak kaç insan var? Bu sebeple, îmân edip amel-i sâlih üzere bulunan mü’minlerin, mânevî mes’ûliyetlerini unutmayıp her an ilâhî hakîkatlerden habersiz olanların yardımına koşmaları îcâb eder.