Bizler o büyük gün gelip çatmadan evvel, kendi iç muhâsebemizi yapmalıyız. O çetin hesap gününü düşünerek amel defterimizi bugünden aklamaya çalışmalıyız.
Âhirette bütün amellerimizden, dünyada yararlandığımız nîmetlerden, konuşmamız gerektiği yerdeki susmalarımızdan, susmamız gerektiği yerdeki konuşmalarımızdan, bütün yapıp ettiklerimizden, ibadet ve hayırlarımızın ne kadar hâlisâne, ne kadar riyâ ve başka niyetlerle karışık olduğundan hep hesâba çekileceğiz. Orada iç dünyamızı ve hâlimizi en net şekliyle seyredeceğiz.
Cenâb-ı Hak, lutfettiği maddî-mânevî bütün nîmetlerden âhirette biz kullarını hesâba çekeceğini birçok âyet-i kerîme ile beyân buyurmuştur.
İnsan, sahip olduğu bütün nîmetlerin hesâbını vereceğini unutmamalıdır.
Tarihin silinmez sayfaları şâhittir ki, kim hayatı boyunca rüzgâr ekmişse, neticesinde dâimâ fırtına biçmiş; tabağına ne doğramışsa kaşığına o gelmiştir.
Hesap günü için ne hazırladınız?
İnfâktan maksat, muhtacı bütünüyle sıkıntıdan kurtarabilmektir. Elbette ki herkesin bütçesi veya imkânı bunun için tek başına kâfî gelmez. O hâlde hayırda da birlik olmak ve yardımlaşmak îcâb eder.
Fadl ibni Abbas (r.a.) kimdir? İşte Fadl ibni Abbas’ın (r.a.) hayatı...
İslâm’a göre bütün insanların hukûkuna riâyet etmek çok mühim bir husustur. Bunlar içinde bilhassa anne-baba, âile, akrabâ ve komşu hakları daha mühimdir.
Ahirette yegane geçer akçe olan kalb-i selîm, dünya hayatındaki huzur ve sükûnun temini için de -bir o kadar- elzemdir.