İnsanın nûrunu ve kemâlini artıran asıl müessir, meşrû yollarla elde edilen helâl lokmadır. Rızkın helâlini seçmek, hayatın nûru, gönlün sürûru, ibâdetin rûhâniyeti ve kalbin, kalb-i selîme ulaşmasının en başta gelen âmillerindendir.
Kalp gözü niçin körelir? Kalp gözünün körelmesinin sebebi nedir?
İnfâk ibâdetinde ihlâs, sadakayı boşa çıkarmama hassâsiyeti içerisinde; “hasbeten lillâh” yani sırf Hakk’ın rızâsını kastederek, verdiğini doğrudan doğruya Allâh’ın kudret eline takdîm edebilme şuuruyla verebilmektir.
Kazanılan mal ve yenilen gıdaların helâl veya haram olması, insanın duygularına ve amellerine tesir ettiği gibi hayatının akışına da yön verir. Zira malda öyle bir hususiyet vardır ki helal mal, haram yollara gitmediği gibi, haram mal da helal yola ve hayırlı bir işe nasîb olmaz.
Allah Teâlâ ancak helâl maldan verilen sadakaları kabul buyurur. Helâl maldan verilen sadakalar miktar ve değer olarak bir hurma kadar az ve küçük de olsa makbuldür.
Cenâb-ı Hak, niyeti hâlis olanın, azını çok eyler. Küçücük bir hayrı sebebiyle kulunu büyük mükâfatlara nâil kılar. Bunun içindir ki ihlâsla verilen bir dirhem, gönülsüz verilen binlerce dirhemden kıymetlidir. Yani infâk edilen meblâğın çokluğu veya azlığı değil, sahip olunan imkâna kıyasla ne nisbette olduğu, ne kadar gönülden ve hâlis niyetle verildiği mühimdir.
Sadakayı, ona en lâyık olana vermeye çalışmak, mühim bir infak âdâbıdır. Yani işin kolayına kaçıp rastgele vermek değil; “Onlar ki zekât vermek için faâliyet gösterirler.” (el-Mü’minûn, 4) âyetinde işâret edildiği gibi, hakkın tam yerini bulması için, bir ibâdet vecdiyle, ciddî bir emek sarf ederek verebilmektir.
Parada, kazanılma keyfiyetine göre değişen bir çekim kânunu cârîdir. Para, yılan gibidir; geldiği delikten gider. Helâl kazanç, hayır ve fazîletlere vesîle olurken, haram kazanç da şer yollarda eriyip gider. Bu itibarla bir malın helâlliği, sarf edildiği yere bakılarak da görülebilir.