Asr-ı Saâdet toplumu, hayır ve sâlih ameller husûsunda âdeta birbirleriyle yarışırlardı.
İyilikte yarışmak ve hayra doymamak mü’min şahsiyetin belirgin özelliklerindendir. Ancak bunlar içinde en önemlisi, mülkün gerçek sahibini yani azamet-i ilâhiyyeyi düşünerek kalbin titremesidir; “ben yaptım, ben verdim” gibi duygulardan uzak durmaya özen göstermektir.
Hayır işlerinde acele etmek, kâmil bir mü’min olmanın alâmetidir. Bu yüzden bizler hayırlı bir işe niyetlendiğimiz vakit o işe çok geçmeden, şeytanın oyunları bizleri sarmadan "Bismillah" diyerek başlamalıyız...
Son zamanlarda Müslüman entellektüellerde ahlakı dinden ayrı olarak mütalaa etme eğilimi gözlenir oldu.