İslamiyet, fert ve toplumun dünya ve ahiret mutluluğunu her şeyin üzerinde tutan bir dindir. Hazreti Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’in dünyevî ve uhrevî işleri düzenleyen hadisleri bu mutluluğu sağlayacak prensiplerle doluydu.
11 yıldır yayın faaliyetini aralıksız sürdüren TDV İstanbul Şubesi ve İstanbul Müftülüğü’nün ortak yayını olan Din ve Hayat Dergisi, 35. sayısını şaşmaz bir hayat çizgisi için örnekliğine ihtiyaç duyduğumuz Efendimiz’in bıraktığı iki önemli mirastan birisi olan Sünnet’e ayırdı.
Hadîs-i şerifler ve onların rivayeti hususunda tavırlarını gördüğümüz İslam büyükleri, Peygamber Efendimiz'in "nesillerin en hayırlısı" diye övdüğü ashab, tabiîn ve tebeu't-tabiîn alimleridir. Bu büyük alimler, her konuda olduğu gibi hadislere saygı gösterme hususunda da örnek almamız gereken şahsiyetlerdir.
Kudsî hadis manası Allah’a, lafzı Hazreti Peygambere ait olan hadistir. Bir rivayetin kutsî hadis olduğu başındaki ifadeden anlaşılır.
İbadetlerle ilgili seçme hadisleri sizler için derledik.
Hz. Peygamberin bulunduğu bir mecliste sahabe-i kiramdan birinin anlattığı ilginç rüyâ...
Herhangi bir hadisi inceleyecek olursak, onun ilk bakışta iki bölümden meydana geldiğini görürüz. Sened ve metin adı verilen bu bölümleri sırasıyla görelim.
Dr. Ahmet Hamdi Yıldırım, "Hadisler günümüze nasıl ulaşmıştır?" sorusunu cevaplıyor...
Ebû Hureyre (r.a.) Rasûl-i Ekrem -sallâllahu aleyhi ve sellem-’in şöyle buyurduğunu rivayet eder: "Her gün iki melekden biri “Dağıtan kimseye yenisini ver” diğeri de “malına bekçilik edenin malını telef et" diye dua eder.” (Müslim, Zekât)
Rasûlullâh -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Tebük’te sabahleyin bir hurma ağacına dayanarak hutbe îrâd eylediler. Allâh’a hamd ü senâda bulunduktan sonra şöyle buyurdular: