Mü’minin, yapacağı her amelde tek niyeti, Cenâb-ı Hakk’ın rızâsını kazanmak olmalıdır.
Kur’ân’ın hikmet ve sırları, bir okyanus gibi derindir. Lâkin herkes kendi kalbî derinliği nisbetinde ondan istifâde eder.
Peygamber Efendimiz: “Emriniz altındakilere Yusuf sûresini öğretiniz. Çünkü herhangi bir Müslüman onu yazıp ehline ve kendi kölesine öğretirse, Allah Teâlâ onun sekerât-ı mevtini kolaylaştırır, hiçbir Müslüman’a haset etmemeye güç verir.” buyuruyor.
Osmanlılar, koğuculuk, iftirâ, tezvîr, küfür, kin, garaz, kumar, intihar, düello ve cinâyet gibi her türlü fenâlıklardan son derece kaçınıp korunmaya çalışmışlardır. Öyle ki dıştan bakanlar, onların bu fenâlıkları âdeta bilmediklerine hükmetmişlerdir.