Tekâmül etmiş bir kalp için mikrodan makroya her şey, ilâhî azamet tecellîleri ve kudret akışlarının bir ibret ve hikmet sergisi durumundadır… Her insan bu sergiyi gezme, görme ve tefekkür etme hakkına sahiptir. Bizleri bu teffürden alıkoyan nedir?
Genç Dergisi yazarı Klinik Psikolog Mehmet Dinç neden göğe bakmamız gerektiğini anlatıyor.
Göz… Her an binlerce işlemin gerçekleştiği, insan vücudunun ücreleri yenilenemeyen tek bölgesi... Bu yüzden; neye nasıl baktığına çok dikkat etmeli insan. Gözün zekatı, kainattaki hikmet ve sanatları tefekkürdür. Cenab-ı Hak ne güzel buyuruyor; O, yedi göğü tabaka tabaka yaratandır. Rahmân’ın yaratışında hiçbir uyumsuzluk göremezsin. Bir kere daha bak! Hiçbir çatlak (ve düzensizlik) görüyor musun? Sonra tekrar tekrar bak; bakışların (aradığı çatlak ve düzensizliği bulamayıp) âciz ve bitkin halde sana dönecektir.(67/3-4)
Gök bilimciler, Güneş Sistemi'nin dış kısmında, Plüton'un ötesinde 9'uncu gezegenin olduğuna işaret eden "güçlü bir kanıt" elde ettiklerini açıkladı.
İnsanoğlu yaratılış itibârıyla tefekküre meyyâldir. Fakat insan aklını nefsânî hesapların dar hudutlarından kurtarıp hakka ve hayra yönlendirecek bir rehbere ihtiyaç vardır. En emin rehber ve kılavuz ise Allâh’ın kitâbı Kur’ân-ı Kerîm ve onun fiilî bir tefsîri olan Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz’dir.