Halime Demireşik’in hidayet öyküleri, Genç Dergisi’ne bu yıl abone olacaklara verdiği bir hediye kitap oldu. Zarif kapağı, dolu dolu içeriği ve güzel bir mizanpajla hazırlanmış kitap, geniş bir önsözün ardından “Hidayet Nasip midir, Gayret mi?” başlıklı bir giriş yazısıyla devam ediyor. Daha sonra Türkiye’den ve Dünya’nın dört bir tarafından İslâm’ı arayan, bulan ve İslâm’da kendini bulan insanların duyguları, düşünceleri ve hatıraları paylaşılmış.
İnsan kimi sever ve kiminle beraber olursa, onun hâli ile hâllenir. Zira insanoğlunun şahsiyet ve karakteri, diğer insanlarınkine benzemeye ve onları taklit etmeye meyyâldir.
Müʼmin; kibirden kaçınarak vakârı koruyabilmek, lâubâlîlikten sakınarak samimiyeti muhafaza etmek, zillete düşmeden mütevâzı olabilmek sûretiyle, bu husûsiyetlerin hudutlarını iyi tayin edebilirse huzur bulur. Şâyet bunlar arasındaki hassas dengeyi koruyamazsa, hüsrandan kurtulamaz.
Müʼmin, bu dünyanın bir imtihan mekânı, esas hayatın da âhiret hayatı olduğunu unutmamalıdır. Bunun için helâl-haram gözetmeden, yaptığının dünyasına ve âhiretine fayda mı zarar mı getireceğini düşünmeden, keyfince iş yapmamalıdır.
“Ben nasıl olsa gencim, daha önümde uzun yıllar var, daha sonra tevbe edip hâlimi ıslah ederim, Allah affeder…” deyip ibâdetleri, sâlih amelleri ve tevbeyi sonraya ertelemek, büyük bir gaflettir.
İnsan, nefsine hâkim olmalı ve her arzu ettiğini elde etmek için bütçesini zorlamaktan sakınmalıdır. Zira bu, nihâyetinde aşırı yük altına girmeye, huzursuzluğa ve buhranlara sebep olur.
Gençlik, hayat ırmağının akacağı mecrâyı belirlemekte bir başlangıç teşkil etmek yönünden de çok mühimdir. Yani şahsiyetin ana vasıf ve istikâmet itibârıyla şekillendiği bir mevsimdir.
İnsanlığın aradığı huzur ne makineleşmede, ne de maddî terakkîdedir. Zira bunların ne insafı vardır, ne vefâsı, ne sadâkati, ne muhabbeti, ne de vicdânı... İnsanoğlu ancak, ebedî saâdet rehberi olan Kur’ân ve Sünnet ölçüleriyle yoğrulabildiği takdirde rûhen huzur bulabilir.
Fatihler daima aranıyor. Çanakkaleʼnin, İstiklâl Harbiʼnin o yiğit, îmanlı erleri ve îmanlı kumandanları dâimâ aranıyor. Bu güzel bir arayış. Fakat bu arayışlar, insan yetiştirme ve ruhları ihyâ etme şeklinde tecellî ederse meyvesini verir. Bu da dînî ve millî duyguları yaşayıp yaşatmakla mümkündür.
Muhterem Osman Nûri Topbaş Hocaefendi, uğrunda nice canların verildiği mukaddes emanetlere sahip çıkmamız için geyret sarfetmemiz gerektiğini vurguluyor.