İslâm’da, kibirli ve hasis zenginler ile hakkında takdîr edilene sabredemeyip isyanda bulunan fakirler zemmedilmiştir. Bu yüzdendir ki Peygamber Efendimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem-: “Yâ Rabbi! Fakirlik ve zenginliğin fitnesinden Sana sığınırım.” (Müslim, Zikir, 49) niyâzında bulunmuştur.
Zekât birinci derecede ancak fakirlere verilebildiğine geldiğine göre, zekât-ı mânevî de rızk-ı mânevî olduğundan mânen fakir olan yani kendisinde hiçbir varlık, hal, ilim gibi medâr-ı iftihar bir sanat görmeyen kimselere mahsustur.