Her farklı durumu ve her yeni başlangıcı, dua ve kulluk vesilesi olarak değerlendiren Sevgili Peygamberimiz, hilâli gördüğü zaman, Cenâb-ı Hak'tan onunla başlayan yeni zaman kesitini, her türlü korku ve sıkıntılardan emniyet ve iman üzere devam zamanı kılmasını, bu günlerin huzur, selâmet ve İslâm günleri olmasını dilemektedir.
İstanbul Valisi Vasip Şahin, İstanbul’da yaşayan Suriyeliler ile ilgili sorun olmadığını belirterek, "Dilencilerin çoğunun aslında kendi vatandaşımız olduğunu sonradan gördük" dedi
Cenâb-ı Hak, lutfettiği maddî-mânevî bütün nîmetlerden âhirette biz kullarını hesâba çekeceğini birçok âyet-i kerîme ile beyân buyurmuştur.
İslâm; hukuk, siyaset, toplum ve ekonomi prensipleri ile çizgileri net bir din olarak başta Kur’ân-ı Kerîm’de, ardından onun tefsiri olarak da sünnet-i seniyyede en geniş tarifi ile karşımıza çıkmaktadır. İslâm bu kadar kesin ve net bir din iken, bugün Müslümanların en büyük problemi, İslâm’ı doğru bir şekilde öğrenip algılamakta yatmaktadır.
İnsanoğlunun dünyevî ihtiyaçlarının başında emniyet ve huzur gelir. İnsanın her türlü zulümden muhâfaza edilmesi, haklarına sahip olarak onlarla saâdet bulması ve bu huzur ortamında dünyevî ve uhrevî istikbâlini temin etmesi lâzımdır.
Hazret-i Peygamber -sallâllâhu aleyhi ve sellem- komşu hakkına îtinâ gösterilmesini arzu eder, komşuya iyilik etmeyi önemserdi. Bu anlamda kültürümüzde de yer edinen bir hadis-i şerif vardır: “Komşusu açken tok yatan kimse mü’min değildir.” Şimdi, Efendimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem-‘in komşu hakkına riayetinin nasıl olduğunu, komşularına nasıl davrandığını hadis-i şerifler ışığında okuyalım.