dünya

Dünyâya İbret Gözüyle Nasıl Bakabiliriz?

Hayattaki her nîmet gibi mahrûmiyetlerin de ilâhî bir imtihan tecellîsi olduğunu, hatırımızdan çıkarmamalıyız. Şâyet Allah bir şeyi nasip etmemişse, bunu da gönül gözüyle okuyup; “Bunda da bir hayır vardır.” diyerek her hâlükârda şükredebilmeliyiz. Zira gaybı bilen, yalnız Cenâb-ı Hakʼtır.

‘küresel Isınma’ 'küresel Endüstri'ye Hizmet Ediyor

Son yıllarda bizlere ezberletilen şeylerden biri de “küresel ısınma” denilen ve dünyayı etkisi altına aldığı söylenen iklim değişiklikleri… Bazı bilim adamlarının araştırmalarına ve batılı devletlerin gizli toplantı belgelerine göre ise “küresel ısınma” tamamen bir aldatmaca. Bu konuyla ilgili çıkan haberlerde küresel ısınmanın aslında hiçbir zaman bilimsel zemine dayanmadığı aksine politik bir çıkar oyunu olduğunu savunan görüşlere yer veriliyor.

Dil Konusundaki Hassasiyetimiz Nasıl Olmalı?

Milletler, târih sahnesinde hayâtiyetlerini kendi bünyelerine has “kültür” değerleriyle devâm ettirebilirler. Millî kültürümüzün âdeta temelini de din, dil ve tarih şuuru oluşturur.

İnfâk Edilmeyen Nimetler, Ziyan Edilmiş Demektir

Kur’ân-ı Kerîm’de 200 küsur yerde zikredilen "infak" malın ve canın Allâh’a adanışıdır. Yâni Rabb'imizin ihsân ettiği nîmetleri, yine O’nun uğrunda sarf etmektir. Buna göre Müslüman da hem malını hem de canını büyük bir rızâ ve teslîmiyetle Allâh’a adayan insandır.

Helal Lokmadan Neler Doğuyor Neler!

Bugün maalesef lüks, israf, oburluk, güç gösterisi ve nefsânî ihtirasların arttığı bir devredeyiz. Hâlbuki oruç ibadeti bizlere, fânî nîmetlerin bir gün tamamen elinden alınacağı bir âhiret yolcusu olduğumuzu hatırlatarak, nefsânî zevklere takılıp kalmamayı, helâlleri bile asgarî seviyede kullanıp kifâyet miktârıyla yetinmeyi ve dünyevî imkânları âhiret sermâyesi kılma firâsetini telkin eder.

İki Rütbeden Sonra Üçüncüyü İstedi ve Şehîd Oldu

2. Abdülhamîd Hân’ın kumandanlarından, küçük yaşlarda hâfız olmuş ve Anadolu terbiyesi ile yetişmiş kıymetli bir şahsiyet; Abdülezel Paşa(?-1898)

Psikoloji Rûhun Mâhiyetini Çözebilir mi?

Akılla pek çok ilâhî hakîkat kâmil mânâda kavranamayacağı içindir ki İslâm, “gayba îmân”ı emreder. Bu gerçeğin en kuvvetli delillerinden biri, “rûhun mâhiyeti” hakkındaki târihî iddia ve münâkaşalardır.

Ecel Gelip Çatmadan Bunu Mutlaka Yap!

Unutmamak gerekir ki, hayat nîmeti insanoğluna bir defâya mahsus olarak lutfedilmiştir. Ölüm de, Allâh’ın bütün fânîler için zarûrî kıldığı bir kânundur. Zamanı, dakikası ve nefes sayısına kadar tâyin olunmuş ve hükme bağlanmıştır. Ecelin ileri geri gitmediği, bir an öne alınıp, bir an tehir edilemeyeceği, apaçık bir hakîkattir. Ecelden kaçanların kurtulduklarına dâir bir haber de işitilmemiştir. Bu yüzden, hac ile mükellef olanlar, bu gerçekleri iyice tefekkür edip bu büyük ibâdete karşı gevşeklik ve ihmâlkârlıktan şiddetle kaçınmalıdırlar. Zîrâ ömür nihâyete erdikten sonra pişmanlığın bir faydası yoktur.

Her Şeyi Akılla İzaha Kalkışanlara Karınca Hikayesi

Filibeli Ahmed Hilmiʼnin A‘mâk-ı Hayâl adlı eserinde, beşerî aklın kifâyetsizliğine dâir bir hikâye vardır. Hulâsaten naklettiğimiz bu hikâyede de, Râcî uzun bir müddet görüşemediği Aynalı Babaʼyı ziyârete gider. Aynalı Baba, kısa bir hasbihâlden sonra, ona mûtâdı olduğu üzere bir kahve ikram eder ve ney üfler. Râcî bu neyi dinlerken yine hayal âleminin derinliklerine dalıp gider ve bir rüya görür. Esâsen hayat da bir nevî rüyadan ibârettir.

Anne Sevgisinden Bile Üstün Olan Sevgi

O’nun ümmetine olan şefkat ve merhameti, bir annenin yavrusuna olan düşkünlüğünden daha ziyâde idi. Nitekim âyet-i kerîmede buyrulur: “Andolsun size kendinizden öyle bir Peygamber gelmiştir ki, sizin sıkıntıya uğramanız O’na çok ağır gelir. O, size çok düşkün, mü’minlere karşı çok şefkatli ve merhametlidir.” (et-Tevbe, 128)