Allah’ın elçilerinin ilki Hz. Âdem (a.s.), sonuncusu Hz. Muhammed’dir (s.a.v.). Cenab-ı Hak, iki Peygamber arasında bize bildirilen ve bildirilmeyen pek çok elçi gönderilmiştir.
Pek çok insan, muhtelif vesîlelerle tanıştığı Kur’ân-ı Kerîm’in tesirinde kalarak Müslüman olmuştur.
Kur’ân’ın mucizevi yönlerinden üçüncüsü ilmî keşiflere ışık tutmasıdır.
Kur’ân’ın mucizevi yönlerinden ilki fesâhatı, belâğatı ve nazmıdır.
Kur’ân-ı Kerîm, murâd-ı ilâhîyi ifade eder. Bu bakımdan onun her harfinde bin bir mûcize ve hikmet gizlidir. Kur’ân-ı Kerîm’in mûcize oluşu...
Ashâb-ı Kirâm Kur’ân Kerîm eğitimine ehemmiyet verir, O’na karşı büyük ihtimam gösterirdi.
İslam inancında imanın şartlarından biri “kitaplara iman”dır. Bu yüzden Allah, elçilerine suhuf ve kitaplar vahyetmiştir.
Cenâb-ı Hak insanlar gibi cinleri ve şeytanları da kendisine kulluk etmeleri için yaratmıştır. Ancak cinlerin kötüleri, kibir ve hasetleri sebebiyle insanları saptırmayı kendilerine vazife edinmişlerdir. Bunlara şeytan ismi verilir.
Akâid esasları zamana, mekâna, fert ve toplumlara göre değişiklik göstermez. Bütün Peygamberlerin ortak mesajı olan bu îtikâdî esaslar, hem cihanşümûl, hem de çağlar üstüdür.
İslâm’ın ortaya çıkışı, dünyanın görmüş olduğu hâdiselerin en büyüğüdür. O, tarihin akışını değiştirmiştir. Bugünkü insanlık, sahip olduğu bütün iyilik ve güzellikleri ona borçludur.