Sadece bilgi veren değil, insanların gönül dünyasına muhabbet ve samimiyet tohumları eken, ilgi uyandıran, ufuk açan; fıtrata, akl-ı selîme ve îmâna çağıran, usûl ve erkân öğreten önderler olması dini sohbet veren kişilerin özelliği olmalı. Zira kalbe erişmeyen bilgi, irfâna dönüşmez.
Hazreti Mevlânâ Mesnevî'de “Muhabbet, bulanık suları berraklaştırır. Gerçek muhabbet, ölü kalbleri diriltir; pâdişâhları bile kul-köle eyler!..” (c.2, 1530-1531) diyor. Mevlânâ’nın muhabbet için, “Bulanık suları berraklaştırır.” buyurması, aşk ve muhabbetin, insan hayatındaki feyizli neticelerine işarettir.
Hayattaki her nîmet gibi mahrûmiyetlerin de ilâhî bir imtihan tecellîsi olduğunu, hatırımızdan çıkarmamalıyız. Şâyet Allah bir şeyi nasip etmemişse, bunu da gönül gözüyle okuyup; “Bunda da bir hayır vardır.” diyerek her hâlükârda şükredebilmeliyiz. Zira gaybı bilen, yalnız Cenâb-ı Hakʼtır.