Osmanlı’da vakıflar aracılığıyla yapılan hayır hizmetlerinin Osmanlı toplumundaki etkileri...
İskelet nedir? İskelet sisteminin yapısı ve görevleri nelerdir? Kemik nelerden oluşur?
İnsan, Allâh’ın sanatındaki hârikulâdelikleri ne kadar çok öğrenir ve üzerinde ne kadar tefekkür ederse, O’nun celâl ve azameti hakkındaki mârifeti, yani Hakk’a yakınlığı da o nisbette artar.
İslâm nazarında îman; kalp ile tasdik, dil ile ikrar sûretinde gerçekleşir. Yani îmânın asıl tecellî mekânı akıl değil, hissiyat merkezi olan kalptir. Bu husus çok mühimdir. Çünkü îman, ulvî bir histir. Akıl ise, îman hissine ulaşmakta, başlangıçtaki belli merhaleleri aşmak için gereken bir vâsıtadan ibârettir.
Takvâ sahibi kullar, tefekkürde derinleşirler. Açan çiçeklerin, öten kuşların, meyveli ağaçların, hepsinin lisânına âşinâ olurlar. Onlardaki zarâfet, incelik ve güzelliği, rûhânî hayatlarına aksettirirler. Çiçekler gibi ince ruhlu, meyveli ağaçlar gibi ikram sahibi olurlar. İşte bunlar, Allâh’ın, Kur’ân-ı Kerîm’de senâ ettiği bahtiyar kimselerdir.
Bu âlemde zerreden kürreye kadar ne varsa, hepsi ilâhî bir sanat hârikasıdır. Her tarafta insan idrâkine sunulan sayısız hikmet tecellîleriyle kâinât, âdeta ilâhî kudret nakışlarının bir sergi salonu gibidir.
İsra suresi 70. ayette "İnsanları yarattıklarımızın birçoğundan üstün kıldık." diyor Sâni-i Mutlak. İnsanın anatomik yapısı incelendiğinde, bu ayetin hakikatine tefekkürlük bir pencere açılmaktadır.
Yeryüzü, göklere nisbetle denizde bir damla gibi, hattâ bundan daha küçüktür. Yedi kat semâ ise Allâh-ı Azîmüşşân’ın azâmetinden süzülmüş bir damladır.
Vahdeti yalnız kendisine has kılan Allah bütün mahlûkâtı çift olarak yaratmıştır.