Dün esirine bile sahip olduğunun en iyisini ikram eden, yediğinden yediren, giydiğinden giydiren, fedakâr ve cefakâr neslin evlâtları, bugün emri altındakilerin alın terinin karşılığını vermekte hangi ölçü üzeredir? Dünyayı inleten binbir mazlumun sessiz feryat ve ızdırâbını yüreklerinde ne kadar hissedebilmektedirler?...
Düşmanı bu topraklara uğratmamak, mâbedinin göğsüne nâ-mahrem eli değdirmemek, dînin temeli olan ezanları susturmamak için gözünü kırpmadan şehid olan dedelerin torunları kendilerini muhasebe etmeliler… O şanlı ecdâdın torunları; bugün, kalp ve inanç olarak, beyin ve düşünce olarak, vicdan, şekil ve davranış olarak kime benzemektedir?
Koca Seyyid, dünya âleminden sıyrılmıştı ve sadece Rabbinin huzûrunda idi. Gözlerinden akan yaşlar yanaklarından aşağı süzülüyordu. Vird hâlinde bir müddet "La havle vela kuvvete illa billah" dedi. Sonra birden «Yâ Allah!» diye haykırdı... Koca Seyyid'in Çanakkale Harbi'nde göstermiş olduğu imkansız başarının sırrı...