Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş, Almanya'nın Köln kentindeki Diyanet İşleri Türk İslam Birliğinin (DİTİB) Genel Merkezi'nde düzenlenen "2. Avrupa Müslümanları Buluşması"nın açılışında konuştu.
Müslümanlar, Batı kaynaklı haber medyasında olumsuz gösteriliyor ve bu yayın kuruluşları üçüncü dünya ülkelerine sağladığı haberlerle, halkları bu doğrultuda yönlendiriyor.
Avrupa’nın İslamiyetle tanışmasının hikayesini 50’li yıllarda yaşanan işçi göçüyle başlatan anlatılar, kıtanın İslamiyete yabancı bir yer olduğu algısını yaratır. Oysa Macaristan’ın doğusunda, Debrecen’in kuzeyinde yer alan Hajdúböszörmény şehri İslamiyetin Avrupa’daki köklerinin ne kadar eski olduğunu bizlere hatırlatır.
Uzun süredir “Avrupa İslamı”, Avrupa’da alabildiğine gündemde olup tartışılan bir kavram. “Almanya İslâmı”, “Fransa İslâmı”, “Hollanda İslâmı”, “İtalya İslâmı”, “İngiltere İslâmı”, “Amerikan İslâmı” ve “Avusturya İslâmı” gibi alt versiyonlara sahip bu kavram, özellikle 11 Eylül 2001 hadisesi sonrasında, sözü edilen ülkelerde olduğu gibi, Avrupa çapında da siyasî bir proje olarak karşımızda. Bu versiyonlar arasında, ilgili ülkelerin yerel şartlarına bağlı bazı farklar olsa da, bu durum meselenin özünü değiştirmiyor. Zira temel paradigmalar hemen her bir versiyonda aynı kalıyor.
“Avusturya İslamı” ilk etapta Avusturya sınırları içinde yaşayan 700 bin kadar Müslümanın “ehlileştirilmiş”, devlet otoritesine boyun eğmiş bir İslam anlayışını yaşamasını ve öngörüyor.
Almanya’da yaşayan Müslümanlarla Alman devleti arasında bir iletişim ve diyalog mekanizması olduğunu iddia eden devlete bağlı İslam Konferansı, kendine yeni bir görev tanımı yaptı: “İslam’ı yeniden tanımlamak”.
Avrupa Parlamentosunda (AP) "İslamofobiyle mücadelede karşı söylem geliştirme" projesinin tanıtımı yapıldı. Proje üyeleri toplantı sonunda İslamofobiyle mücadeleye karşı söylem geliştirmek için "10 adım" tavsiyesinde bulundu. Buna göre, "İslam tehdidi" kavramıyla mücadele edilmesi ve net biçimde tanımlanması gerektiği birinci madde olarak gösterildi.
On üç yaşından beri İslâm’ı yaşamak için gayret vermiş. İslâm’ı konuşmak yerine temsil etmeyi seçmiş, tesettürüyle sessiz bir dâvetçi olmuş. Sevda Hanım, bu ayki misafirimiz... Özellikle idealist genç kızlarımıza yol gösterecek bir röportaj… Buyurun içimizdeki İslâm’ı sorgulamaya…
Norveç'te 1990'lı yıllarda Müslüman olan Norveçli sayısı 500 iken son yıllarda bu sayı 90'lı yıllara göre 6 kat artarak 3 bini buldu.
103 ülkeden 211 temsilcinin katıldığı “Dünya Müslüman Azınlıklar Zirvesi”, Müslümanların temel hak ve özgürlüklerinin, sorunlarının ve işbirliği imkânlarının ele alındığı ilk zirve olması sebebiyle önem arz ediyor.