Sen, adın ne olursa olsun, asırlardır yaşayan Fâtıma, Hanne, Sâre, Hatice annelerimiz gibi nicelerinin rûhunu içinde taşıyan, nâzende avuçlarına sinmiş misk kokusuyla zamana sığdırılamayan bu incilerin vârisi, İslâm kadınısın!.
Bu yazımda sana bir cennet bahçesinden bahsedeceğim. Zarâfet, sempati, ilgi, güzellik, incelik, zekâ, güç, ilim gibi birçok iyi hasleti içinde bulunduran, içerisinde türlü renklerde çiçekler toplayıp, kokladığımız, soluklandığımız, her gün yeni bir renge gebe kalan, her an farklı bir râyiha ile bizi şaşırtıp, heyecanlandıran bir cennet bahçesinden bahsedeceğim. Bu bahçelerin adı bazen Ayşe, bazen Hatice, bazen Sevde... Bu gün sana senden, belki henüz tanış bile olmadığın kadından bahsedeceğim.