Kalbin en önemli özelliklerinden birisi, hiç şüphesiz onun iç ve dış âmiller sebebiyle sürekli bir değişim ve dönüşüm içinde bulunmasıdır. Bu anlamda kalplerimizin kaymaması ve sebat etmesi için 8 esas...
İslâm; ilâhî tâlîmatların, ilâhî emir ve yasakların tamamıdır. İslâm; hayatın bir kısmında tatbik edilip, bir kısmında unutulmamalıdır. İslâm, camiye hapsedilmemelidir. İslâm sadece zâhirî ibadetleri îfâ edip, sadece zâhirî haramlardan kaçınmaktan ibâret zannedilmemelidir.
Küfran-ı nimet, kısaca nankörlük anlamına gelir. Allah'ın verdiği nimete karşı nankörlük etmektir. Nimeti kullanırken, nimetin sâhibini unutmak ve Allahü teâlâya verdiği nimet ile asi olmak yani nimeti yerinde kullanmamaktır. Bu şükürsüzlük hâli, Rabbimizin hoşnud olmadığı bir durumdur. Rabbimizin ihsân ettiği nîmetlerin elden gitmesine sebep olur. Nitekim Cenâb-ı Hak, âyet-i kerimede “...Bana şükredin; sakın küfrân-ı nîmette bulunmayın!” (el-Bakara, 152) buyurarak bizi uyarır.
Şeytan, besmelesiz girilen bir evde kalmaktan, besmelesiz başlanan bir yemeği yemekten haz duyar. O yüzden bir kimse eve girerken ve yemeğe başlarken (diğer iyi ve güzel işlerinde de) mutlaka besmele çekerek (Allah'ı anarak) o işe başlamalıdır.
Rasûlullah Efendimiz, âdeta kıyâmetin ayak sesleri olan alâmetler arasında, “zinâ” ve “binâ”nın çoğalmasını ifâde buyurmuşlardır. Günümüzün umûmî manzarasını seyrettiğimiz zaman; maalesef ahlâksızlığın arttığını, yüksek binâların çoğaldığını görüyoruz. Zinâ ve ahlâksızlık, toplumun huzur ve mâneviyâtına âdeta zehir serpiyor. Yükselen binâlar ise, mâneviyâtı zaafa uğrayan şehirlerimizin âdeta mezar taşlarını andırıyor.
Diyanet İşleri Başkanlığı Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü tarafından hazırlanan bu haftanın cuma hutbesi yayımlandı. Bu haftaki cuma hutbesinin konusu “Allah’ı Unutanlar, Unutulurlar”.
Sürekli Allah ism-i celâli ile meşgul olan dil ve o dilden kalbe akseden bu güzel ifade; gönül aynasında kendini gösterecek, dünyevî her türlü meşguliyetten bîtâp düşen insanı zinde kılacaktır. Bu yüzden zikir gönül yorgunluğumuzu alacak en kolay ve anlamlı bir ibadettir.
Bütün ibadetler, Allâh’ı uyanık bir kalple zikredebilme ölçüsünde kıymet kazanır. Allah’tan gâfil bir kalple yapılan ibadetler ise zikrin feyzinden noksandır, huşû şartına riâyet edilmemiş demektir.