“Marifetullah” bir tasavvuf terimi olarak biliniyor. “Allah bilgisi – Allah’ı bilmek” olarak mânâ verilebilir. Tasavvufta bu, “ledün ilmi, bâtın ilmi, esrar ilmi, hal ilmi, makam ilmi, fenâ-bekā ilmi, mükâşefe ve müşâhede ilmi” gibi ifadelerle birlikte düşünülerek belirli bir seyrü sülukla ulaşılabilecek “özel bir bilgi” mahiyetinde anlaşılmıştır.
İbrâhim Hakkı Erzurûmî -kuddise sirruh- hazretleri buyurur ki: "Ârifin, mevlâsı ile arası iyi olduğu için halk ile de arası iyidir. Ârif cismini ve canını mevlâsına adamış, herşeyini ona verip kendisi aradan çıkmıştır. Bu sûretle Allah’a yakınlık mertebesine ermiş ve rahata kavuşmuştur. Ârifin kalbine mârifet nuru indiği için onda dünyaya âit hiçbir arzu kalmamıştır."
"Ârif kişi, kalbini dünyalıktan ve insanlardan temizlediği zaman sanki maddî varlığı ortadan kalkar. Bedenî menfaat endişelerini hissedebilecek duygusu ortadan kalkar. Âfet ve musîbetler vukuunda kendisinin içinde hiç bir değişiklik meydana gelmez. O esnada kendisinin varlığı ile yokluğu birdir, aynıdır. Kendiliğinden asla bir şey temenni etmez, istekte bulunmaz."