Osmanlı Devleti, onu kuran kitlenin rûhundaki saf ve berrak îman ile bu îmânın hayat ve hâdiselere aksettirilişindeki liyâkat ve mükemmellik bereketiyle sür’atli bir yükseliş seyri takip etmiştir. Ancak o devrin bütün mâneviyat sultanları da, kendilerini hem zâhir, hem de bâtın cihetinden irşâd edip teveccühte bulunmuşlardır.