Kim ki Allah ve Rasûlü’nü sever; dünya-âhiret yolda kalır mı? Kimi ki Allah ve Rasûlü sever; işleri, yolları açılır, kederleri biter, zorluklar kolaylaşır, dünya-âhiret en büyük rahmet olur.
Hangi günün bayram olduğu konusunda ihtilaf çıkması halinde ne yapılır?
Müslümanlarının önündeki öncelikli ve kutlu bir hedef; din kardeşliğini önceleyip grupçuluğu ötelemek ve dolayısıyla Müslümanlar arası kaynaşmayı teşvik etmek ve bu yönde bir anlayış ve davranış geliştirmeye çalışmaktır. Zira, İslâm’ı ve Müslümanları önemseyen herkes, özel bağlılıklarını din kardeşliği çerçevesinde yeniden değerlendirme göreviyle baş başadır.
İslam diğer tahrif edilmiş dinlerde olduğu gibi sadece Allah ile insan arasındaki ilişkileri düzenlemekle kalmaz ayrıca insanlar arasındaki ilişkileri de en ince ayrıntısına kadar tertib eder. Bu ilişkiler o kadar net ortaya konmuştur ki dünyanın neresine gidersek gidelim mesela müslüman çocuklar babalarına isimleri ile hitap etmez, onlar karşısında yan gelip yatmazlar. Anneler el üstünde tutulur, yaşlılara saygı, çocuklara sevgi gösterilir.
İnsanın tohumu olan zigot, rahme tutunurken, yumurtalıktan yumurtayı bırakan hücreler, onun sağlıklı bir şekilde rahme yerleşmesini sağlayan bir hormonu salgılar. Ayrıca beyne bir sinyal gönderilerek yumurtalıktan yeni yumurta çıkışı durdurulur. Zira ilkah olduğunda ve hâmilelik oluştuğunda, artık yeni yumurta çıkışına ihtiyaç yoktur.
Biz âciz kullarını îmânın neşve ve huzûru ile merzûk kılan Allâh Teâlâ ve Tekaddes Hazretleri’ne hamd ü senâlar olsun! İnsanlığı zulmetten nûra gark etmeye vesîle olan kâinâtın Fahr-i Ebedîsine salât ve selâm olsun!
Komşuluk hakkı, saygı duyularak gözetilmesi gereken önemli bir görevdir. Cebrâil (as)'ın gelip gittikçe bu konu üzerinde ısrarla durması ve Peygamber Efendimiz'in komşuyu komşuya mirasçı kılınacağını zannetmesi çok anlamlıdır. Komşularla iyi geçinmeli, onlara zarar vermemeli, sevinç ve kederlerine ortak olmalıdır.
Diyanet İşleri Başkanlığı Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü tarafından hazırlanan 4 Aralık 2015 Cuma Hutbesi...
Cenâb-ı Hak buyuruyor: “İnsan hiçbir söz söylemez ki yanında onu gözetleyen, yazmaya hazır bir melek bulunmasın!” (Kaf, 18)