Allah (c.c) yolunda sadaka vermenin ve infak etmenin bereketi ve faziletini ortaya koyan hadis...
Peygamber Efendimiz nasıl infak ederdi? İslam’da infak adabı ve Allah’ın cömertlik tecellisi.
İnsan şahsiyetine en çok etki eden iki özellik nedir? Hangi sadakanın sevabı daha çoktur? Her sabah yeryüzüne inen meleklerin duaları ve Allah yolunda yapılan infakın fazileti.
Fahr-i Kâinât Efendimiz; hiçbir zaman bezginlik, yorgunluk, bıkkınlık ve âcizlik göstermedi. Hiç tatil yapmadı. Hiç mola vermedi. «Şu ağacın altında bir müddet dinleneyim, bana gelmeyin!» dediği bir ânı bile olmadı.
İnfâk ehli bir mü’min, diğergâm insandır. Yarın ilâhî mahkemede kendi kurtuluş beraatını alabilmenin, bugün başkalarının da kurtuluşu için gayret ve himmet etmekten geçtiğini bilen insandır.
Kendilerini Allâhʼa adayan ashâb-ı kirâmın canları ve malları mukâbili Cennetʼi satın aldıkları ilâhî imtihan manzaraları… Cenâb-ı Hakkʼın zikriyle itmiʼnâna eren, huzur bulan kalpler… Dünya nîmetlerinin gözden düşüp Allah rızâsının zirveleştiği gönüller…
Hz. Osman (r.a) malını Allah yolunda infak etmekle meşhurdur. Rahmet rüzgârları gibi her yöne hayır saçar, bir gün tasaddukta bulunur, ertesi gün köle âzâd eder, diğer gün fakir ve yoksulları doyurur, böylece vermek üzerine kurulu bir hayat yaşardı.
Hazret-i İbrâhim -aleyhisselâm-, Cebrâîl’in -aleyhisselâm- Cenâb-ı Hakk’ı huşû içinde üç kere zikretmesi karşısında vecde gelir ve bütün sürülerini ona hibe eder. Onun melek olduğunu söyleyip almaması üzerine sürülerini satar ve geniş bir arâzi alarak Müslümanların istifâdesine sunar.
İnfâk etmek, Cenâb-ı Hakk’ın pek çok esmâ-yı hüsnâsının bir tecellîsidir. Bu sebeple infâk etmeyi sevenler Allâh’ın ahlâkıyla ahlâklanma yolunda büyük mesâfe katetmiş demektir.
Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz, dünyanın geçici, âhiretin ise esas hayat olduğunu en zirve seviyede idrâk etmiş hâldeydi. O, gerek Mescid-i Nebevî’nin inşâsı, hendek kazılması ve harp gibi meşakkatli ve sıkıntılı zamanlarda, gerekse Mekke’nin fethi ve hacc-ı ekber gibi mes’ut zamanlarda, hep aynı cümleyle Cenâb-ı Hakk’a ilticâ etmiştir: “Allâh’ım! Gerçek hayat ancak âhiret hayatıdır.”[1]