İhsân, Allâh’a, O’nu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir.
Teknolojinin insanı hayrete düşüren ilerlemeleri karşısında, gündemimize “teknoloji ahlâkı” diyebileceğimiz zaruri bir alan girmiş bulunmaktadır. Esasen ahlâk, teknolojiye değil, onu kullanan insana ait bir keyfiyettir. İnsan bozulunca, en masum nimetler bile şer âletine dönüşüverirler.
Allah Teâlâ buyurur: “-Bütün bu ibâdetler senin içindir. Namaz kıldın, sana bürhandır. Oruç tuttun, sana cehennemden siperdir. Sadaka gölge, zekât ise nûrdur. Bunların hepsi sana; benim için ne yaptın?”
Âhiret inancı, mes’ûliyet şuurunu kuvvetlendirir, vazifeye bağlı, hak ve hukuka hürmetkâr olmayı temin eder. Bu sûretle gayet sağlam bir ahlâk anlayışına, çok mükemmel bir nizam kavramına ve pek ulvî bir hakşinaslığa vesîle olur.
Prof. Dr. Ömer Çelik, Haşr Suresi 16. ayette geçen "...Münafıkların durumu tıpkı şeytanın durumu gibidir. Çünkü şeytan insana «İnkâr et» der. İnsan inkâr edince de: Ben senden uzağım, çünkü ben âlemlerin Rabbi olan Allah'tan korkarım, der." ayetinde şeytanın Allah'tan korkması olayını açıklıyor.
Aylık edebiyat, kültür, sanat, tarih ve toplum dergisi olan Yüzakı Dergisi, Şubat [2015] sayısında "Dünyevi kaygılar ve Allah korkusu" başlığında dosya konusunu işliyor.