Ashâb-ı kirâm hac ve umreye çok ehemmiyet verir, Kâbe’yi tavâf edebilmek için can atar ve bu ulvî ibadetleri hiç terk etmezlerdi. O mübârek beldelerin rûhânî havasını doya doya teneffüs eder, Harameyn’e nüzûl eden mânevî gıdâlarla ruhlarını doyururlardı.
Rasûlullâh -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Huneynʼden sonra umre için geldiği Mekkeʼden ayrılmadan önce, şehri idâre etmek ve müslümanların hac işlerini düzenlemek üzere, Attâb bin Esîdʼi vâli tâyin etti.