Peygamber Efendimiz’in Âişe vâlidemize öğrettiği şu güzel duâyı dillerimize ve gönüllerimize nakşetmemiz niyazıyla sizlerle paylaşıyoruz.
Sen, adın ne olursa olsun, asırlardır yaşayan Fâtıma, Hanne, Sâre, Hatice annelerimiz gibi nicelerinin rûhunu içinde taşıyan, nâzende avuçlarına sinmiş misk kokusuyla zamana sığdırılamayan bu incilerin vârisi, İslâm kadınısın!.
Bu yazımda sana bir cennet bahçesinden bahsedeceğim. Zarâfet, sempati, ilgi, güzellik, incelik, zekâ, güç, ilim gibi birçok iyi hasleti içinde bulunduran, içerisinde türlü renklerde çiçekler toplayıp, kokladığımız, soluklandığımız, her gün yeni bir renge gebe kalan, her an farklı bir râyiha ile bizi şaşırtıp, heyecanlandıran bir cennet bahçesinden bahsedeceğim. Bu bahçelerin adı bazen Ayşe, bazen Hatice, bazen Sevde... Bu gün sana senden, belki henüz tanış bile olmadığın kadından bahsedeceğim.
Sözün müsbet ya da menfi anlamda gücü ve tesirine dair Kur’ân-ı Kerîm’de verilen örnekler, bizi yeniden sözün ehemmiyetini idrak etmeye çağırıyor.
Tesettür konusunda bütün dünyada büyük bir savrulma, yozlaşma ve değer kaybı yaşanıyor. Tesettür hassâsiyeti konusunda neler yapılabileceği hakkında sorulan bir soruya Osman Nûri Topbaş Hocaefendi'nin verdiği cevap...