İsrafın maddî yönünden ziyâde mânevî yönü; insanı bitirir, tüketir. İnsan mânevî hayatındaki israf deliklerini kapattığında; gemisi, mârifetullah ve muhabbetullah okyanusunda yol alır. Aksi hâlde bu büyük ve şerefli yolculuk, daha başlamadan bitmiş olur.
Sohbetlere devam etmek tasavvufi (bu) yolun âdâbındandır. Sohbetlerde okunan âyet-i kerime, hadisi şerife, enbiyaullah, sahabe ve kibar-ı ehlullah menâkıbları gibi ruha inşirah ve bilgi veren şeyler okunduğunda dünya keder ve üzüntüleri, kalbden çıkar yerini Allah, peygamber ve İslâm büyüklerinin sevgisi kaplar.
İçki ve onun gibi insanın aklını başından alan uyuşturucu maddelerin ahlakî noktadan ve beşeri ilişkiler açısından ümmet hayatına yönelik her zaman gündemde olan, tehlike ve zarar boyutu çok yüksek nesneler olduğunun açıkça ilanıdır.
Ahlâkî kıymetlerin başında gelen hayâ ve edeb nîmetlerinden mahrûmiyet, dîn ve îmandaki zâfiyet ve noksanlıktan kaynaklanır. Efendimiz (as); “Hayâ îmandandır.” (Buhârî, Îman, 3) buyurarak bu ahlâkî kıymetin, îmanla mühim bir alâkasının bulunduğunu beyân etmiştir. Buna göre hayâsızlık gibi ahlâksızlıkların toplumda yayılmasını isteyenler, o toplumun îmânına karşı en büyük cinâyeti işlemiş olurlar.