Cenâb-ı Hak, ibâdetlerimizin otomat, yâni feyz ve rûhâniyetten uzak bir şekilde şuursuzca yapılarak ziyân edilmesini istememektedir. Bilâkis kalplerimizin, “ihsan” duygusunun rûhâniyet ve feyzi içinde kendisine yaklaşmasını, yâni ilâhî vuslata nâil olmasını arzu buyurmaktadır.