Ramazan’da Uyku Düzeni Nasıl Olmalı?

Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Pelin, Ramazan’da sağlıklı uyku için iftar saatinden yaklaşık 4 saat sonrasının, yatış saati olarak belirlenmesi gerektiği uyarısında bulundu.

Yeni tip koronavirüs (Kovid-19) nedeniyle çoğunluğun evden çıkmadığı süreçte, uyku saatlerinde de değişiklikler yaşanıyor. Ramazan’da sahura kadar beklemeyi alışkanlık haline getirenler, uyku saatlerindeki bu sapmadan olumsuz yönde etkilenebiliyor.

Uyku üzerine araştırmalar yürüten Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Zerrin Pelin, koronavirüs ve Ramazan sürecinde sağlıklı uyku düzeninin nasıl olması gerektiğine ilişkin, AA muhabirinin sorularını yanıtladı. Prof. Dr. Pelin’in, sorulara verdiği yanıtlar şöyle:

“UYKUNUN YETERSİZ OLMASI, VÜCUDUMUZUN GÜÇSÜZ DÜŞMESİNE NEDEN OLABİLİR”

  • Koronavirüs sürecinin de devam ettiği Ramazan’da uyku saatlerindeki sapma, sağlığı nasıl etkiler?

“Yaklaşık 50 gündür koronavirüs nedeniyle evlerdeyiz. Evde bulunduğumuz bu dönemde, uzunca bir süre televizyon seyretmek, bilgisayar ve cep telefonu gibi teknolojik aletlerle vakit geçirmeyi tercih eden kişilerde, bu aletlerin yarattığı ışık etkisi nedeniyle uyku saatleri gecenin ilerleyen saatlerine doğru kayma gösterdi. Ramazan’ın gelmesiyle de sahura kalkmaktansa sahuru bekleyerek uyumayı tercih edenlerin sayısı hiç de az değil. Oysa ki bağışıklığımızın güçlü olmasını istediğimiz bu dönemde, kendi vücut ritmimize uymayan bir uyku ritmine bedeni zorlamak, beraberinde hem metabolik olarak hem de bağışıklık sistemimizin zayıflaması anlamında sıkıntıları da beraberinde getirebilir. Uykusuz kalmak iştahı kontrol eden hormonları etkilediğinden, aç kalınan sürede zorluk çekilmesine, iftar sonrasında da yağlı ve karbonhidratlı gıdalara yönelmeye neden olabilir. Uykuda, vücudun savunma sisteminin yapı taşlarını oluşturan sitokin adını verdiğimiz doğal koruyucuların yapımı söz konusudur. Uykunun yetersiz olması, saatlerdeki kaymalardan ötürü sağlıklı uykunun sağlanamamasına, dolayısıyla vücudumuzun güçsüz düşmesine neden olabilir.”

“İFTAR SAATİNDEN YAKLAŞIK 4 SAAT SONRASI YATIŞ SAATİ OLARAK BELİRLENMELİDİR”

  • Ramazan uyku saatleriyle ilgili ne gibi tavsiyelerde bulunursunuz?

“Ramazan’da normal bir uyku ritmi sağlayabilmek, sahura kalkıldığı için zor olmaktadır. Ancak normale yakın bir uykuyu, belli kurallar dahilinde oluşturabilmek de mümkündür. Yatış ve kalkış saatlerini organize edip, gün içerisinde uyumaya elverişli saatler adını verdiğimiz, vücut ritmine uygun saatlerde uyuyup eksikleri tamamlayarak Ramazan ayı içerisinde daha sağlıklı bir uykuya sahip olmamız sağlanabilir. İftar saatinden yaklaşık 4 saat sonrası yatış saati olarak belirlenmelidir. Sahur bitimine 1 saat kala kalkılıp, yarım saat sonrasında yatılarak çalışanlar için 2-2,5 saat sonrasında, evde kalanlar için 3-3,5 saat sonrasında mutlaka yataktan çıkılmalıdır. Evde olanlar 12.00-14.00 saatleri arasında yarım saat kadar uyumalı, çalışanlar iftar öncesinde 30 dakika-1 saat arasında uyumalıdır. Uyunan ortamın karanlık ve sessiz olması sağlanmalıdır.”

  • Beslenmenin sağlıklı uyku üzerinde etkisi var mıdır?

“Sağlıklı bir uyku uyuyabilmek için aldığımız gıdalar da çok önemlidir. İftar sofralarının ağır, yüksek kalorili ve şekerden zengin gıdalardan oluşması, vücudun bu gıdaları sindirmek için yoğun bir şekilde çalışmasına dolayısıyla uykunun sindirme süreci sırasında bölünmesine neden olur. Bu nedenle iftarda seçilen gıdaların çok yağlı, şekerli gıdalardan oluşmamasına dikkat edilmelidir. Boş mide hassaslaşır, iftarda aşırı baharatlı gıdaların tüketilmesi midenin hassas halinde reflüye ve gaza yol açarak uykuda bozulmalar yaratabilir. Baharat konusunda da ölçülü olmak gerekir. İftar sırasında ve sonrasında çay, kahve, asitli içecek gibi içeceklerin tüketilmesi, uykuya dalmayı güçleştireceği gibi gece içerisinde sık tuvalete kalkma ihtiyacı yaratarak uykuyu da bölmektedir. Sıvı hakkımızı su ya da bitkisel çay şeklinde kullanmak iftar sonrası daha uygun bir seçenek olacaktır.”

“GÜN IŞIĞI ALMAK, UYKU HALİNİZİ ENGELLEMEK İÇİN EN İYİ ARAÇTIR”

  • Koronavirüs sürecinde bağışıklık sisteminin güçlü olmasına vurgu yapılıyor. Uykunun, bağışıklık sisteminin güçlenmesindeki rolü nedir? 

“Bağışıklık sisteminde vücudu enfeksiyonlara karşı koruyacak sitokin adını verdiğimiz protein yapısında maddeler bulunmaktadır. Bu sitokinlerin pek çoğunun yapımı uykunun derin uyku adını verdiğimiz döneminde gerçekleşmektedir. Uykusu sağlıklı olmayan kişilerde derin yavaş uyku yeterli miktarda uyunamadığından, bu maddelerin salgılanmasında azalma ortaya çıkmakta ve kişiler enfeksiyonlara karşı daha zayıf konuma gelmektedirler. Derin yavaş uyku adını verdiğimiz uyku dönemi, gündüz uyanık kalınan süre ile orantılı olarak artmaktadır. Yani gündüz ne kadar uyanık kalırsanız, gece o kadar derin uyumak mümkün hale gelmektedir.

Salgın döneminde evde kalan insanlar, gün içerisinde de uyuma alışkanlığı edinmiş olabilirler. Gün içerisinde uyunan uykular, gece uykuya dalmamızı ileri saatlere doğru ötelerken, derin uykumuzu da azaltmaktadır. Bu nedenle evde kaldığımız dönemde, gündüz uyumamalı, uykunun gelmesi halinde pencere kenarında ya da balkona çıkarak gün ışığı alınmalıdır. Gün ışığı almak, uyku halinizi engellemek için en iyi araçtır.”

ÇOCUKLARIN VE GENÇLERİN BİYORİTMİNDEKİ KAYMAYA DİKKAT

  • 20 yaş altı gruptakiler bu süreci evlerinde geçiriyor. Çocukların ve gençlerin uyku saatlerindeki sapma, onların sağlığına nasıl etki eder?

“Çocuklar ve gençler bu süreçte en çok etkilenen grup oldu. Cep telefonu ve bilgisayar kullanımının zaten yoğun olduğu bu grupta, evde kalınan dönemde bu süreler daha da uzadı. Özellikle akşam saatlerindeki kullanımlar, karanlıkta salgılanan ve melatonin adını verdiğimiz hormon düşmesine, bu düşmeyle birlikte uykuların gece geç saatlere hatta ergenlik dönemindekilerde sabaha karşı saatlere kaymasına neden oldu. Geç yatışlar beraberinde geç saatlerde kalkışı da beraberinde getirdi. İnsanların aydınlığa ve karanlığa göre ayarlanmış bir biyoritmi bulunmaktadır. Bu ritm uykumuzu düzenlediği gibi vücut ısısı ve bazı hormonların salınması bu ritm eşliğinde gerçekleşmektedir. Geç yatmak ve geç kalkmak, bu ritmlerde de kaymaya yol açmaktadır. Bu ritmlerde ortaya çıkan kayma, salgın zamanında pek problem olarak algılanmasa da salgın sonrasında bu, çocuklarda ve gençlerde uykuya dalma güçlüğü ve sabah uyanma zorluğu, ertesi gün konsantrasyon problemleri ve gündüz uyku hali olarak karşımıza çıkacaktır. Evde kalınan dönemde, sabah kalkış saatlerinin sabah erken saatlere sabitlenmesi ve gün içi uykularının yapılmaması ile yavaş yavaş uyku ritminde düzeltmelerin başlatılması önemlidir.”

  • 65 yaş üstündeki vatandaşlara uyku konusunda tavsiyeleriniz nelerdir?

“65 yaş üzerindekilere gün içerisinde uyumamalarını, akşam mümkün olduğu kadar geç saatlere kadar beklemelerini öneriyorum. Yaşla birlikte uyku ihtiyacı azaldığından, erken saatlerde yatış söz konusu olduğunda sabaha karşı uyku bitmekte ve zaten evde kalmaktan sıkılmış olan bu kişilerde vakit geçirme güçlüğü ve kaygı gibi süreçlerin artışı söz konusu olabilmektedir. Uyku saatlerini gece yarısı ile sabah 06.00-07.00 saatleri arasında tutabilirlerse bu dönemi daha sağlıklı bir şekilde götürebilmeleri mümkün olacaktır.”

 

ORUÇLUYKEN UYKUMUZ NEDEN GELİR?

Oruçluyken Uykumuz Neden Gelir?

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.