Peygamberimizin Himayesinde Yetişen Çocuk
Hazret-i Enes’in çocuk yaşta Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) hizmetine kabulü, Efendimizin çocuklara şefkat, muhabbet ve ahlaki değerleri nasıl aşıladığını göstermesi açısından önemli bir örnektir.
Diyebiliriz ki; Cenâb-ı Hak; insanlığın terbiye edicileri, beşeriyetin en büyük muallimleri olan peygamberleri de, önce evleri, aileleri ve nesilleri üzerinde gayret ve muvaffakiyetlerini göstermekle mükellef tutuyor.
Allah Rasûlü Efendimiz, bu mükellefiyeti en güzel şekilde anlayan ve gerçekleştiren Peygamberler Sultanı olarak; başta göz nûru kerîmesi Hazret-i Fâtıma, evlâdı gibi büyüttüğü Hazret-i Ali, yine evlâdı gibi büyüttüğü âzadlısı Zeyd bin Hârise, oğulları, kızları, üvey çocukları, damatları ve yeğenleri ile dünyanın en huzurlu aile yuvasını tesis etti; bizlere nümûne-i imtisal olarak gösterdi.
Yine ashâbının çocuklarını; Üsâme bin Zeyd, Abdullah İbn-i Abbâs, Abdullah İbn-i Ömer, Enes bin Mâlik radıyallahu anh gibi yüksek şahsiyetler hâlinde yetiştirdi. Kimi tebliğ ve cihad meydanında, kimi ilim ve tefsir vadisinde, kimi hadis ve fıkıh sahasında İslâm’ın kök filizlerine can suyu oldular.
Onlardan biri olan Hazret-i Enes, 10 yaşında Efendimiz’e hizmet etmek şerefine erişmişti:
ENESÇİK
Rasûlullâh sallallahu aleyhi ve sellem Medine’ye teşrif buyurduklarında kadın-erkek bütün ensâr-ı kiram, kene birtakım hediyeler takdim ediyorlardı. Ümmü Süleym radıyallahu anha ise verecek bir şeyi olmadığı için mahzûn oluyor, üzülüyordu. Daha sonra oğlu Hazret-i Enes’in elinden tutup Allah Rasûlü’ne geldi ve;
“–Yâ Rasûlâllah! Enes size hizmet etse münasip görür müsünüz?” dedi. Peygamber Efendimiz de kabul buyurdular. (Semhûdî, I, 271)
On yaşındaki bir çocuğun, Efendimiz’e çok önemli bir hizmette bulunamayacağı açıktır.
Fahr-i Kâinât Efendimiz; -Allâhu a‘lem- Hazret-i Enes’i terbiyesine alarak, ümmetine evlât yetiştirmenin ulvî ölçülerini bu vesileyle de aktarmayı arzu etmiş ve samimî bir annenin ricasını bu sebeple kabul etmiştir.
Nitekim Hazret-i Enes t, Efendimiz’in; çocuklara şefkat ve muhabbetini ve bu muhabbet içerisinde onlara doğruluk, sadâkat, teslîmiyet, gönül huzûru gibi ahlâkî vasıfları nasıl aşıladığını misal misal aktarmıştır.
İşte onlardan bir misal:
Enes radıyallahu anh anlatıyor:
“... Rasûlullah bir gün beni bir yere gönderdi. (...) Yola çıktım, sokakta oynayan çocukların yanlarına vardım (ve orada oyalandım). Derken Allah Rasûlü arkamdan gelerek ensemden tuttu. Dönüp baktığımda gülümsüyordu.
«–Enesçik! Söylediğim yere gittin mi?» diye sordu.
«–Hemen gidiyorum yâ Rasûlâllah!» dedim.” (Müslim, Fedâil, 54)
Efendimiz, çocuğa bir vazife veriyor, neticeyi takip edip, muhabbetle itaatini sağlıyor. Gönül alıcı sözlerle, şefkatle hitâb ediyor. Alâka göstererek, ensesine dokunarak çocuğu olgunlaştırıyor, muhabbet ve sadâkatte zirveleştiriyor.
Enes radıyallahu anh bir başka hâtırasını da şöyle anlatır:
“Bir gün, Rasûlullah’ın hizmetini gördükten sonra; «Peygamberimiz kaylûle uykusundadır.» diyerek çocukların yanına gittim. Ben onların oyununu seyrederken Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem geldi.
Oyun oynayan çocuklara selâm verdi. Ardından beni çağırdı ve bir yere gönderdi. Ben de gittim.
Hazret-i Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem ben dönünceye kadar bir gölgede oturdu. Annemin yanına dönmekte gecikmiştim. Yanına vardığımda annem;
«–Niye geciktin?» diye sordu. Ben;
«–Allâh Rasûlü beni bir iş için göndermişti.» dedim. Annem;
«–O iş neydi?» diye sordu. Bunun üzerine ben;
«–Rasûlullâh’ın sırrıdır!» dedim. Annem;
«–Öyleyse Rasûlullâh’ın sırrını muhâfaza et!» dedi.”
Bu hadîsi rivâyet eden Sâbit radıyallahu anh der ki:
“Enes bana; «Eğer o sırrı birisine söyleyecek olsaydım sana söylerdim ey Sâbit!» dedi.” (Ahmed, III, 195)
Kaynak: Osman Nuri Topbaş, Nesil Endişesi, Erkam Yayınları









YORUMLAR
-
İlk yorumu yapan siz olun!