
Meryem Suresi 4. Ayet Meali, Arapça Yazılışı, Anlamı ve Tefsiri
Meryem Suresi 4. ayeti ne anlatıyor? Meryem Suresi 4. ayetinin meali, Arapçası, anlamı ve tefsiri...
Meryem Suresi 4. Ayetinin Arapçası:
قَالَ رَبِّ اِنّ۪ي وَهَنَ الْعَظْمُ مِنّ۪ي وَاشْتَعَلَ الرَّأْسُ شَيْبًا وَلَمْ اَكُنْ بِدُعَٓائِكَ رَبِّ شَقِيًّا
Meryem Suresi 4. Ayetinin Meali (Anlamı):
Yalvara yakara şöyle demişti: “Rabbim! Doğrusu ben öyle perişan bir haldeyim ki, kemiklerim zayıfladı, eridi; başımdaki saçlar ihtiyarlıktan dolayı beyaz alevler gibi tutuştu. Rabbim! Ben sana hangi konuda dua ettiysem hiçbir zaman bedbaht ve mahrum olmadım.”
Meryem Suresi 4. Ayetinin Tefsiri:
Zekeriyâ
(a.s.) duasında ihtiyarlığını, âcizliğini ve çaresizliğini dile getiriyor,
kırık bir gönülle yalvarıyor, bununla birlikte Rabbine olan ümidini de canlı
tutuyor. O, duasında şöyle niyâz ediyor:
“Rabbim!
İhtiyarlık yüzünden vücudumun direği mesâbesinde olan kemiklerim gevşedi,
zayıfladı, eridi. Ona bağlı olarak diğer bedenî kuvvetlerim de zayıfladı.
Saçlarım öyle ağardı ki, başım âdetâ beyaz alevlerle tutuşmuş bir hâle geldi.
Çok ihtiyarladım ve zayıfladım. Ecelimin yaklaşmakta olduğunu hissediyorum.
Rabbim! Bu güne kadar sana ne zaman dua ettiysem, hiç birini geri çevirmedin,
hepsini kabul buyurdun. Bundan böyle de duamı geri çevirmeyeceğini ümit
ediyorum.
Rabbim!
Vefat ettiğimde geride bıraktığım yakınlarımın, taşıdığım din emânetini
taşımayacaklarından, hatta ona ihânet edeceklerinden ciddi mânada korku ve
endişe içindeyim. Onlar arasında bu emâneti gönül huzuruyla devredebileceğim
güvenilir bir kimse yok! Senden bir erkek çocuk isteyeceğim, fakat hanımım
kısırdır. Bilmem ki nasıl olacak! Yalnız biliyorum ki sen her şeye kadirsin;
sulbümden olmak kaydıyla bana lütf-u kereminden gözümü arkada bırakmayacak
güvenilir, yardımcı bir oğul nasip eyle! Bu oğul din, nübüvvet, ilim ve hikmet
bakımından hem bana vâris olsun, hem de Yakup ailesine vâris olsun.[1]
Onu ahlâk ve adabı; söz, fiil ve davranışları itibariyle râzı olduğun ve senden
râzı olan bir kul eyle!”
Diğer
âyet-i kerîmelerde de Hz. Zekeriyâ’nın şöyle dua ettiği nakledilir:
“Rabbim!
Bana katından tertemiz bir evlat ihsan eyle. Şüphesiz ki sen, duaları hakkiyle
işitensin.” (Âl-i İmrân 3/38)
“Rabbim!
Beni tek başıma, yapayalnız bırakma; bana bir evlat lütfet. Vârislerin en
hayırlısı sensin!” (Enbiyâ 21/89)
Hz.
Zekeriyâ’nın amca çocukları vardı. Onlar İsrâiloğulları’nın en şerirlerindendi.
Bunlar içinde dinî ve ahlâkî bakımdan düzgün ve dürüst bir kimse yoktu. Bundan
dolayı Zekeriyâ (a.s.) ümmetine karşı hilâfetin hakkını tam olarak
veremeyeceklerinden ve dinini değiştireceklerinden korkmuştu.
Zekeriyâ
(a.s.)’ın bu içli niyâzına Yüce Allah şöyle icâbet buyurdu:
[1]
Resûl-i Ekrem (s.a.s.) şöyle buyurur: “Biz Peygamberler topluluğu miras
bırakmayız; ne bıraktıysak o sadakadır.” (Buhârî,
Humus 1; Müslim, Cihad 49-52) Ebû Dâvûd’un Sünen’inde de şu açıklama yer
alır: “Alimler peygamberlerin mirasçılarıdır. Peygamberler ne dirhem ne de
dinar bırakmışlardır. Onların mirası ilimdir.” (Ebû
Dâvûd, İlim 1; Tirmizî, İlim 19)
Meryem Suresi tefsiri için tıklayınız...
Kaynak: Ömer Çelik Tefsiri
Meryem Suresi 4. ayetinin meal karşılaştırması ve diğer ayetler için tıklayınız...
YORUMLAR