İnsanda “acıkma” duygusunun meydana gelmesi, vücûda gereken hayâtî malzeme ihtiyacındandır. Darlık zamanlarında insanların Allâh’ı araması ise, rûhun ihtiyâcınd
Ciddî bir uyanıklık içinde geçirilmesi îcâb eden bu imtihan dünyâsında, maalesef insanların çoğu derin bir gaflet uykusundadır. Lâkin bu cehâlet, dalâlet ve gaf
Hazret-i Sâlih -aleyhisselâm-’ın kavmini ıslâh etmek ve onları içinde bulundukları hazin durumdan kurtarmak için gösterdiği gayretler bir netice vermemiş, âsî g
Allâh’ı ve O’nun sevdiklerini sevmek kadar, O’nun sevmediklerinden kalben uzaklaşmak îmânın bir sıhhat şartıdır.
Ruh çağırma seanslarında madde ötesi bir varlıkla ilgi kurulduğu bilinmektedir. Ancak bu madde ötesi varlığın ruh olup olmadığı, söylediklerinin gerçeği yansıtı
Semûd kavmi, kendilerine Allah tarafından mucize olarak verilen deveyi ortadan kaldırmaya karar verdiler. Ve netice olarak ilâhî azâba dûçâr oldular.
“İslâm”, “selâm, barış ve teslim olmak” mânâsına geldiği gibi; “din” kelimesinin bir mânâsı da “itaat etmek, boyun eğmek”tir. Bu bakımdan İslâm Dîni, kendisine
Sâlih Peygamber, Allah'ı inkâr eden kavmine karşı azim ve kararlılıkla tevhid mücâdelesi verdi.
Kulun tövbe etmesine Cenâb-ı Hak çok memnun olur. Efendimizin benzetmesiyle, ıssız çölde devesini, üzerindeki yiyecek ve içeceğiyle birlikte kaybedip ölümle bur
Âyet-i kerîmede buyrulur: “Ey îmân edenler! Eğer siz, Allâhʼa (Allâhʼın dînine) yardım ederseniz, O da size yardım eder, ayaklarınızı kaydırmaz.” (Muhammed, 7)