Unutmayalım ki Müslümanlık, dindarlık, kulluk, zühd, riyâzat ve takvâ hayatı; sadece Ramazân-ı Şerîfʼe mahsus, geçici bir merâsimler faslı değildir. Bunlar, ger
İslâmʼa olan bağlılığımızı, son nefese kadar, her zaman ve mekânda diri tutmaya mecburuz. “İki günü eşit olan aldanmıştır” düstûrunca, İslâmʼı hiç eksilmeyen, b
Hakk’a vefâ ancak ve ancak O’nun emirlerine riâyetle gerçekleşir. Bu vefâ, O’na bağlı his ve fiillerin zirvesidir. Çünkü yaratan, yaşatan ve kendisine her an mu
Hazret-i Ali -radıyallâhu anh- buyurur: “İffet, fakirliğin; şükür de zenginliğin süsüdür.
Bu hâtırayı okurken Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem- senin evine gelecekmiş gibi düşün ve hazırlan! Evine geldiğinde senin evinde namaz kılıyormuş, sen
Peygamber Efendimiz çok sevdiği kızı Fâtımaʼyı dâimâ takvâya, zühde ve istiğnâya teşvik etmiş, bu dünyadaki sıkıntılara katlanarak ukbâda ebedî saâdete ermeyi t
Müslüman, sadece beş vakit namazını kılan, oruç tutan, hacca giden, nafile ibadetler yapan kimse değildir. Müslüman, en yakınından, ailesinden, komşusundan ve d
Allah Teâlâ dünyayı boşu boşuna, boş bir gaye uğruna yaratmamıştır. İslâm bir hayat stilidir. Sabah uyanıp gece yatana kadar yaptığımız her amelde bir ruh vardı
Kendi rahatı dışında hiçbir derdi bulunmayan, İslâmʼın yücelmesi uğrunda hiçbir gayreti kuşanmayan, sâlih nesiller yetiştirme hizmetlerine omuz ve gönül vermeye
Dr. Ahmet Hamdi Yıldırım, Müslümanların terörizme karşı nasıl hareket etmesi gerektiğini anlatıyor.