Cenâb-ı Hak, insanın fıtratına, yani yaratılışına îman etme ihtiyacını koymuştur. Bu sebeple, sahih bir îmâna sahip olamayan insan, mânen huzursuz olur. Kalbind
Düşünecek olursak, şu gördüğümüz âlemde her şey değişiyor. Bir sûretten diğer bir sûrete geçiyor. Meselâ nutfe alekaya, aleka mudğaya, mudğa et ve kemiğe dönüşü
Kâinâta ibret nazarıyla bakan her göz, onda bu âyet-i kerîmelerin sayısız tezâhür sahnelerini seyreder.
İnsan aklı; gökleri, yeri ve ikisinin arasındakileri yoktan var eden Allah Teâlâ’yı kâmil mânâda idrâk edemez. Zira beşerî ilmin yolu, beş duyu, akıl ve kalptir
Cenâb-ı Hak, İslâm’a giriş cümlesi olan kelime-i tevhîdi aynı zamanda ibadet olarak kabûl etmiştir ki kulları dâimâ onunla meşgul olsunlar ve bol ecir kazansınl
Gerçek mânâda tasavvufî terbiye ile kemâle ermiş kimseler her dâim kalben Allah ile beraber olup Allâhʼın rızâsına vesîle olacak amellerle meşgul oldukları için
Tarihçi-yazar Kadir Mısıroğlu'nun kaleme aldığı "İslâmi Mücadelede Evveliyet Münkerden Nehiydir" başlıklı yazı, peygamber ahlâkının kazanılması ve bu ahlâk ile
Câfer-i Sâdık Hazretleri -rahmetullâhi aleyh- üzüntü ve kederden kurtulmak için kelime-i tevhîde müracaatın önemini Kur'ân-ı Kerîm'den delillerle gözler önüne s
Tevhîd inancının aslâ ortaklığa tahammülü yoktur. Tevhîd ehli bir müslüman, nasıl ki dış dünyadaki bâtıl ilâhları reddedip yalnız Cenâb-ı Hakkʼı Rab olarak bili
Gönüllerin îmân güzellikleri ve ahlâkî fazîletlerle tezyîn edilebilmesi, ancak “kibir ve ucub”dan temizlenmesiyle mümkündür.