Kişi neyi seviyorsa onu çokça yâd eder.
Üzerimizdeki hakkın en büyüğü ise Cenâb-ı Hakk’a olan hakkımız ve vefa borcumuzdur...
İnsan, îman sâyesinde “mü’min” olur. Cenâb-ı Hakk’ın 99 esmâsından biri olan “el-Mü’min” kelimesinin ilâhî mânâsı, gönüllerde îman nûru meydana getiren, kendine
Bir Müslümanın hem dünyada hem ahirette mutlu olması mümkün. Peki dünya ve ahiret mutluluğu nasıl sağlanabilir?
Kur’ân-ı Kerîm ve Peygamber Efendimiz Cennete bir karış kalıp da kaybedenleri, Cehenneme bir karış kalıp da kazananları haber vermektedir. Cenâb-ı Hak, ölüm gel
İslam’da yardım isteyene yardım etmek, Müslümanın boynuna borçtur.
Biz Müslümanların en büyük vazifesi; cehaleti gidermektir, kendi nefsimizden de bütün insan cinsimizden de.
Hâli vakti yerinde olanlar, bu “takdîr-i ilâhî”yi iyi idrâk ederek ihtiyaç sâhiplerine karşı hissiz kalmamalı, büyük bir ibâdet vecdiyle yardımlarına koşmalıdır
Hiç şüphesiz ki insan, sevdiği kimsenin emânetine daha çok îtinâ gösterir. Ona en ufak bir zarar gelmesini arzu etmez. Tâbiri câizse ona gözü gibi bakar. Peki b
Kâinâtın en şerefli varlığı olarak en güzel kıvamda yaratılan ve Hakk’ın yeryüzündeki halifesi olma liyâkat ve istidadını kendinde barındıran insan, bu keyfiyet