Kabe ile İlgili Hadisler

Kâbe ile ilgili hadisler nelerdir? Peygamberimizin (s.a.v.) Kâbe konusu hakkındaki bazı hadis-i şerifleri...

Peygamber (s.a.v.) Efendimizin Kabe ile ilgili hadisleri.

KABE HAKKINDA HADİSLER

Safiyye bnt. Şeybe’nin (r.a.) işittiğine göre, el-Eslemiyye (r.a.) şunları anlatmıştır:

“Osman’a, ‘Seni çağırdığında Resûlullah ne dedi?’ dedim. (Bunun üzerine Osman b. Talha Resûlullah’ın şöyle söylediğini nakletti): ‘(Kâbe’nin içinde gördüğüm, şirk döneminden kalan) iki boynuzu kaldırmanı sana emretmeyi unutmuşum. (Onları kaldır.) Zira Kâbe’de namaz kılanı meşgul edecek bir şeyin bulunması uygun değildir.’” (Ebû Dâvûd, Menâsik, 93)

***

Ebû Şureyh (r.a.), Mekke’ye asker göndermeye hazırlanmakta olan Amr b. Saîd’e (r.a.) şöyle demiştir:

“Ey Emir! Bana izin ver Mekke’nin fethinden sonraki gün, bizzat kendi kulağımla işittiğim, ezberlediğim ve gözlerimle gördüğüm Hz. Peygamber’in söylediği bir sözünü sana aktarayım. (Resûlullah) konuşurken Allah’a hamd ve senâ etti. Ardından şöyle buyurdu: ‘Mekke’yi Allah haram (saygın/dokunulmaz) kıldı, insanlar haram kılmadı. Allah’a ve âhiret gününe iman eden kimse için orada kan dökmek ve ağaç kesmek helâl olmaz...” (Buhârî, İlim, 37)

***

Abdullah b. Amr (r.a.) anlatıyor:

“Resûlullah’ı Kâbe’yi tavaf ederken gördüm. O şöyle diyordu: ‘(Ey Kâbe)! Sen ne güzelsin ve kokun da ne güzel! Sen ne yücesin ve saygınlığın da ne yüce!..’” (İbn Mâce, Fiten, 2)

***

İbn Ömer (r.a.) anlatıyor:

“İnsanlar Kubâ Mescidi’nde sabah namazı kılarlarken birisi geldi ve ‘Allah, Peygamber’e, Kâbe’ye yönelmesini emreden bir Kur’an âyeti indirdi. ‘Siz de Kâbe’ye yönelin.’ dedi. İnsanlar da Kâbe’ye yöneldiler.” (Buhârî, Tefsîr, (Bakara) 14)

***

Atâ’nın (r.a.) işittiğine göre, İbn Abbâs (r.a.) şöyle demiştir:

“Peygamber (Mekke’nin fethedildiği gün) Kâbe’ye girdiği zaman her köşesinde dua etti. Oradan çıkıncaya kadar da namaz kılmadı. Dışarı çıkınca Kâbe’nin önünde iki rekât namaz kıldı ve ‘İşte kıble!’ buyurdu.” (Buhârî, Salât, 30)

İslam ve İhsan

KABE TARİHİ

Kabe Tarihi

KABE NEDİR?

Kabe Nedir?

KABE NEREDE?

Kabe Nerede?

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.