İslâmî Eğitimde Üç Büyük Fitne

Mezhepleri zayıflatma, Sünnet’i gölgeleme ve ahkâmı ‘tarihselleştirme’ fitnelerine karşı İslâmî ilimlerin asli çizgisini korumak bugün her zamankinden daha mühim.

Günümüzde İslâmî eğitimin önünde, geçmişte olduğu gibi yasaklar bulunmuyor; ancak bu kez farklı problemlerle karşı karşıyayız. Osman Nûri Topbaş Hocaefendi, bu meseleler hakkında önemli tavsiyelerde bulunuyor.

BUGÜN İSLÂMÎ EĞİTİMİ KUŞATAN FİTNELER

– Günümüzde İslâmî tedrîsâtın önünde üç tane fitne var:

  • Birincisi: İctihadları ve mezhepleri lüzumsuz göstererek herkesi kendi kendisinin müctehidi hâline getirmeye çalışıyorlar. Bu telkinlerin neticesinde herkes —nice câhiller bile— “Bana göre...” diyerek kendi rotasını oluşturmaya kalktı. Bu ise —Allah muhafaza— dînin zayıflayıp ortadan kalkması demektir.

Hâlbuki mezhepler, sahâbe efendilerimizden itibaren hakkıyla müctehid olan âlimlerin en sahih görüşlerinin bir araya getirildiği fıkıh ekolleridir. Bunlardan birini seçmek zarûrettir. Hepsini birden terk etmeye cevaz yoktur. Çünkü hepsi Kur’ân ve Sünnet üzerine binâ edilmiş hükümlerdir.

  • İkincisi: Sünnet-i Seniyye’ye bakışa şüphe ilka etmeye çalışıyorlar. Bunu da Kur’ân’ı ön plâna çıkarmak için yapıyormuş gibi bir hileye saparak gerçekleştiriyorlar.

Hâlbuki Kur’ân-ı Kerîm, Peygamber Efendimiz’in mübârek kalbine indirilmiştir. Kur’ân’ın tebliği de, beyânı da, tâlîmi de Efendimiz’e aittir. Kur’ân’ın en salâhiyetli tefsiri, Fahr-i Kâinât Efendimiz’in sünnetidir. Sünnet, Kur’ân’ın tatbikatıdır; ondan ayrı bir şey değildir, ondan koparılabilecek bir şey de değildir. Kitap ve Sünnet, İslâm’ın iki ana damarıdır, iki temel delilidir.

  • Üçüncüsü: Kur’ân’ın hükümleri var; Rabbimiz’in bizlere tâlimatları… Bunlardan nefislerine zor gelenleri emekliye ayırmaya çalışıyorlar. Adına “tarihselcilik” deniyor. “Bu âyetler o zamanı bağlar.” diyerek Kur’ân’ın hükmünü iptal etmeye kalkışıyorlar.

Bu da tıpkı şeytanın Cenâb-ı Hakk’a karşı cidâle girmesi gibidir. Mâlum; Cenâb-ı Hak Hazret-i Âdem’i yarattığında meleklere emretti:

“Âdem’e secde edin!”

Bu, ibâdet değil, hürmet secdesi idi. İblis kibirlendi, Âdem’e karşı hasede kapıldı ve secde etmedi. Cenâb-ı Hakk’ın emrine karşı geldi. Niçin secde etmediği sorulunca da:

“–Nefsime uydum; bağışlanmamı dilerim yâ Rabbi!..” demedi;

“–Ben ateştenim, Âdem topraktan. Ben ondan daha üstünüm!” gibi mânâsız kıyas ve akıl yürütmelerde bulundu.

Hâlbuki Allah Teâlâ, iblise: “Sen mi üstünsün, Âdem mi üstün?” diye sormuş değildi. Ona secde etmesini emretmişti.

Böylece Cenâb-ı Hakk’a karşı ilk cidâli iblis başlatmış oldu. Bu küstahlığı sebebiyle ilâhî huzurdan tard edildi, ebedî kahra dûçâr oldu. (Bkz. el-A‘râf, 12-13; Sâd, 71-78)

İşte tarihselciliğin çirkin hâli!..

Cenâb-ı Hak, kıyâmete kadar bütün insanlığa hidâyet rehberi olan Kur’ân-ı Kerîm’i lutfetti. Kıyâmete kadar başka peygamber göndermeyecek, başka kitap indirmeyecek. O kitabın içinde —hâşâ— miadı dolacak bir hüküm olduğunu iddia etmek, Allah’a çok çirkin bir iftiradır; sığ akılların sığındığı bir hamâkattir.

Bugün maalesef ilâhiyatın birçok sahasında bilgi nâmına, ilim nâmına; Caetani (Kaytani), Goldziher ve emsali İslâm düşmanı oryantalistlerin çürük ve asılsız iddiaları talebelere aktarılmaktadır. Bu da talebenin rûhânî hayatını allak bullak etmektedir. Bunları okutanların da ağır bir mes’ûliyet ve vebal altında olduğunu unutmamak îcâb eder.

Bahsettiğimiz bu üç fitne:

  • Mezhepleri reddetmek,
  • Sünneti inkâr etmek,
  • Ahkâmı iptal etmek…

Bunların ortaya çıkması, dînî ilimlere şüpheyle bakışı artırmakta ve maalesef nesilleri, kastî olarak “deizm”e doğru zorlamaktadır.

Kaynak: Osman Nuri Topbaş Hocaefendi ile Mülâkatlar, Yüzakı Yayıncılık

İslam ve İhsan

GÖZ NÛRU BİR KUR’ÂN NESLİ NASIL YETİŞİR?

Göz Nûru Bir Kur’ân Nesli Nasıl Yetişir?

EĞİTİMİN EN BÜYÜK DERDİ NE OLMALI?

Eğitimin En Büyük Derdi Ne Olmalı?

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle