İdlib’de Babalar Dondurucu Gecelerde Çocukları İçin Nöbet Tutuyor

Suriye’nin kuzeybatısındaki İdlib ilindeki babalar, kış aylarının sert geçmesi nedeniyle çocuklarının donmaması için dondurucu soğukta gece nöbeti tutuyor.

Aşırı soğuk havalar, Suriye’nin kuzey ve kuzeybatısında zorla yerinden edilen sivillerin sığındığı derme çatma çadırların bulunduğu bölgelerde de etkili oluyor.

Yağışlar ve dondurucu havalar, İdlib ve çevresindeki bölgeleri olumsuz etkilerken, yoğun kar yağışı nedeniyle de yüzlerce çadır yıkılarak kullanılmaz hale geldi.

Esed rejimi ve destekçilerinin saldırıları nedeniyle evlerini terk ederek kamplara yerleşen aileler, yoksulluk ve kötü hava şartlarıyla mücadele ediyor. Yağışların ardından içerisi su ve çamur dolan çadırlarda yaşamak zorunda kalan aileler, kar yağışlarında ise çadırlarının üzerlerine çökmesinden korkuyor.

Termometrelerin geceleri sıfırın altını gösterdiği kentte çadırlarda yaşayan siviller, ısınmak için büyük güçlük çekiyor. Ebeveynler ise su baskını ve yoğun kar yağışı nedeniyle çadırların çökmesiyle çocuklarının donarak ölmesinden korktukları için geceleri uyumuyor.

Ortalama 10 kişinin yaşadığı küçük bir çadırda ısınmak için çöpten toplanan plastik ve atık maddeler yakılırken, geceleri ise sadece battaniyelerle ısınılıyor. Esed rejimi ve destekçilerinden tutuklama, işkence ve yargısız infazlarından korktukları için evlerine dönemeyen ailelerin tek isteği ise çadırlarını ısıtacak yardım elinin uzatılması.

“GECELERİ BATTANİYEDEN BAŞKA BİR SEÇENEĞİMİZ YOK”

Esed rejimi güçlerinin Hama kırsalındaki Gab Ovası’na düzenlediği yoğun saldırılar sonucunda evini terk ederek kampa sığınan Yasir Barri, bölgede kış aylarının çok zor geçtiğini söyledi.

Barri, 7’si çocuk toplam 12 kişilik ailesiyle bir çadırda yaşadıklarını belirterek, “(Gece) Şu an çadırda sobamız veya yakacak hiçbir şeyimiz yok. Çocukları ısıtmak için çöpten topladığımız eski ayakkabı ve plastikleri gündüz yakıyoruz, geceleri battaniyeden başka bir seçeneğimiz yok.” dedi.

Çocuklarının aç uyumasına dayanamadığını vurgulayan Barri, “Onları doyurmak için kalbimden bir parça koparıp vermek istiyorum. İş bulamıyorum. Geçimimizi her ay gelen sadece bir yardım kolisi ile sağlıyoruz. Çocuklarımı ısıtamayınca içime atıyorum bana ağır geliyor, ne yapacağımı bilmiyorum.” diye konuştu.

En son geçen yıl yakacak yardımı aldığını anlatan Barri, şunları kaydetti:

“Şiddetli yağışların olduğu geceler, çadırın içerisi sularla doluyor, tüm eşyalarımız ıslanıyor. Karlı havalarda çadırlarımızın üzerinden biriken karı temizlemezsek çadırlarımız yıkılıyor. Çocuklarıma ilaç alacak param yok. Yalvar yakar tanıdıklardan borç alıp çocuklarıma ilaç temin ediyorum. Çocukların solunum cihazına ihtiyacı var ancak temin edemiyorum. Torunum ve çocuklarımı donmamaları için battaniye ile sarıp sarmalıyorum.”

“TEK İSTEĞİM BİR EV VE OĞLUMU ISITACAK SOBA”

Hama’nın kuzey kırsalından İdlib’e göç eden Hüseyin Nasır de dondurucu gecelerde battaniyeye sardığı çocuğunu ısıtmak için çadırda gazı bitmek üzere olan seyyar yemek tüpü yaktığını anlattı.

Bir gözü doğuştan engelli diğer gözü ise yüzde 25 gören Nasır, “Ben çalışamıyorum. Eşim ise tarlada günlük 7 Türk lirasına çalışıyor. Tek isteğim bir ev ve oğlumu ısıtacak soba.” dedi

Baba Nasır, geçimini ve oğlunun ilaç parasını komşularından aldığı borç para ile sağladığını vurguladı.

İDLİB’DEKİ DURUM

Türkiye, Rusya ve İran, 2017’deki Astana toplantısında, Esed rejiminin kontrolünde olmayan alanda 4 “gerginliği azaltma bölgesi” oluşturma karar aldı.

Rejim, İran destekli teröristler ve Rusya, saldırılara devam edip 4 bölgeden 3’ünü ele geçirip İdlib’e yöneldi.

Türkiye, Eylül 2018’de Rusya ile ateşkesi güçlendirmek için ek mutabakata varsa da saldırılar Mayıs 2019’da tekrar şiddetlendi. Türkiye ile Rusya’nın 5 Mart 2020’de sağladığı yeni mutabakatın ardından ateşkes büyük ölçüde korunuyor.

2017-2020 döneminde saldırılardan kaçan yaklaşık 2 milyon sivil, Türkiye sınırına yakın bölgelere göç etmek zorunda kaldı.

Kaynak: AA

İslam ve İhsan

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.