Hesap Var!

“Nihayet o gün (dünyada yararlandığınız) nimetlerden elbette ve elbette hesaba çekileceksiniz.” ayetini nasıl anlamalıyız? Nimetleri tefekkür etmenin önemi nedir?

Tefekkür; nimeti düşündürür, hesabı hatırlatır. Cihana tefekkürsüz şekilde bakan insan, bu geçici dünyanın fânî nimetlerine sahip olmaya çalışır. Hâlbuki bu, seraptan su içmeye çalışmaktır. Ayrıca bu dünyanın her nimeti, aslında bir imtihan malzemesi olduğu için, haram ise azâba, helâl ise hesaba dûçâr eder. Bu sebeple Tekâsür Sûresi insanın çoklukla böbürlenme hastalığına işaret ederek başlamış ve nazarları âhirete çevirerek şu îkazla hitâma ermiştir:

“Nihayet o gün (dünyada yararlandığınız) nimetlerden elbette ve elbette hesaba çekileceksiniz.” (Tekâsür sûresi 8. ayet)

Yâ Rasûlâllah! Benim Üzerimde Hesabı Verilecek Nimetlerden Bir Şey Var mı?

Bu âyet-i kerîme nâzil olduğunda çok fakir, muhtaç bir sahâbî ayağa kalkarak;

“‒(Yâ Rasûlâllah!) Benim üzerimde (hesabı verilecek) nimetlerden bir şey var mı?” diye sordu.

Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz ise hulâsaten;

“–Gölge, iki nalin ve soğuk su.” cevabını verdi. (Bkz. Süyûtî, VIII, 619)

Tefekkür Edelim

Efendimiz’in bu cevabındaki anahtarla tefekkür edelim:

Ağaçlar bizim için yaratıldı. Hem gölgeleniyoruz, hem meyvelerini, yemişlerini yiyoruz. Gövdesinden ahşap eşyalar yapıyoruz. Ağaçlar havayı temizliyor. Karbondioksiti alıp oksijeni veriyor, toplumun akciğeri olarak vazife görüyor. Hem de bize huzur veren yeşiliyle, mevsiminde çiçekleriyle çok güzel bir manzara sergiliyor. Bir düşünelim, ağaçlar olmasaydı, bu dünya ne kadar kurak, çorak ve huzurdan mahrum olurdu!

Diğer mahlûkat istese de bir ayakkabı giyemez. Cenâb-ı Hakk’ın verdiği istîdatla, bize musahhar kıldığı mahlûkātın derileri gibi malzemelerle biz ihtiyaca göre çeşit çeşit ayakkabılar îmâl edip giyebiliyoruz. Sıcaktan, soğuktan, taştan, dikenden, kirden muhafaza oluyoruz. Şükredebiliyor muyuz?

Yağmur bir deniz suyu gibi tuzlu yağsaydı yahut bol sodalı olsaydı, asitli veya kirli yağsaydı hâlimiz ne olurdu!

En basit nimetlerden başlayarak, üzerimizdeki sonsuz nimetleri tefekkür etmeliyiz.

Nimetler Hak yolunda hamd ve şükür îfâsıyla değerlendirilirse onların hesabını vermek o kadar rahat hâle gelir.

Cenâb-ı Hak bu ikramlara mukābil bizden ne istiyor?

Daha; «لاَ اِلٰهَ» derken, İslâm’a girerken kalpten nefsânî arzuları bertarâf etmemizi arzu ediyor.

«اِلَّا اللّٰه» diyerek de rûhânî istîdatları inkişâf ettirmemizi istiyor. Böylece kalp, Cenâb-ı Hakk’ın tecellî mekânı olacak.

Bu da «مُحَمَّدٌ رَسُولُ اللّٰهِ»’ı tasdik etmekle, -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz’i kalpten tanımakla olacak. O’nun şahsiyetine hayran olmakla, sünnetine tâbî olmakla müyesser olacak.

Kaynak: Osman Nuri Topbaş, Mekteb-i Âlem, Kâinat, İnsan ve Kur’ân, Yüzakı Yayınları

İslam ve İhsan

ANNE SÜTÜNDEKİ ZENGİNLİK

Anne Sütündeki Zenginlik

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle