"Her Kim Benim Veli Kuluma Düşmanlık Ederse" Hadisi

"Her kim benim velî bir kuluma düşmanlık ederse ona harp ilân ederim..." hadisinin kısa açıklaması.

Ebû Hüreyre’den nakledildiğine göre, Resûlullah (sav) şöyle buyurmuştur: “Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur: ‘Her kim benim velî bir kuluma düşmanlık ederse ona harp ilân ederim. Kulum bana, kendisine farz kıldığım şeylerden daha hoş olan bir şeyle yaklaşamaz. Kulum bana nafile ibadetlerle de yaklaşmaya devam eder. Sonunda onu severim. İşte o zaman onun işiten kulağı, gören gözü, sımsıkı tutan eli, yürüyen ayağı mesabesinde olurum. Benden bir şey isterse bunu ona mutlaka veririm. Bana sığınırsa onu mutlaka korurum...’” (B6502 Buhârî, Rikâk, 38)

Hadisin Açıklaması

Gerçek mümin, bütün mahlûkata Allah’ın nuruyla bakar. Bu nur sayesinde onun kalp gözü açılır ve hakikatleri şeffaf bir şekilde görür. (Mübârekpûrî, Tuhfetü’l-ahvezî, V III, 441.) Müminin, “Allah’ın nuruyla bakması”, Yaratıcı’nın ona bahşettiği bir nurla bakması (Kuşeyrî, Risâle,s. 398.) ya da Allah’ın rızasına uygun amelleri yapması şeklinde de yorumlanabilir. Bu nur, onun gördüklerine bakmasını sağlayan akıldır, basirettir. İnanan insan gözleriyle görür, aklıyla bakar, kalbiyle idrak eder. Ancak Allah’ın kendisine lütfettiği aklı işletebilirse bu mânâda “bakmış” olur. Bu meleke sayesinde kul, Yaratıcı’nın yaratmasındaki gaye ne ise eşyaya bu gayeye uygun olarak bakar. Artık Allah ile görmeye, işitmeye başlar. Nitekim Sevgili Peygamberimiz, bu durumu şöyle ifade etmektedir: “Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur: ‘Her kim benim velî bir kuluma düşmanlık ederse ona harp ilân ederim. Kulum bana, kendisine farz kıldığım şeylerden daha hoş olan bir şeyle yaklaşamaz. Kulum bana nafile ibadetlerle de yaklaşmaya devam eder. Sonunda onu severim. İşte o zaman onun işiten kulağı, gören gözü, sımsıkı tutan eli, yürüyen ayağı mesabesinde olurum. Benden bir şey isterse bunu ona mutlaka veririm. Bana sığınırsa onu mutlaka korurum...’” (Buhârî, Rikâk, 38.) Bu hadis, Rabbiyle ilişkisini güçlendiren inanmış insanın kazandığı feraset ve basiret melekesinin hangi boyutlara ulaşabileceğini ve onu hangi derecelere yükselteceğini göstermektedir. Bu mertebede kul ile Allah arasındaki perdeler âdeta kalkmaktadır. Allah’ın, velim (dostum) diyerek ve sevgisini bahşederek iltifat ettiği kul, bu sevgi bağı sayesinde tüm eşyaya ve kâinata ilâhî maksatlar muvacehesinde bakmaya başlar. Ayrıca Allah Teâlâ, “Ben kulumu sevince de artık onun işiten kulağı, gören gözü, tutan eli, yürüyen ayağı mesabesinde olurum.” derken, temsilî bir ifadeyle, sevgisine mazhar olmuş kuluna yakınlaştığını belirtmek suretiyle ona büyük bir ikramda bulunmaktadır.

Kaynak: Diyanet Hadislerle İslam

İslam ve İhsan

“MÜMİNİN FERASETİNDEN SAKININ. ÇÜNKÜ O, ALLAH’IN NURUYLA BAKAR” HADİSİ

“Müminin Ferasetinden Sakının. Çünkü O, Allah’ın Nuruyla Bakar” Hadisi

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle