Hazreti Ebû Bekir’i (r.a.) Dünyada En Çok Sevindiren Üç Şey Neydi?

Abdullah Sert Hocaefendi’nin aktardığı bu ibretli hatırada, Hazreti Ebû Bekir’in (r.a.) dünyada en çok sevindiren üç tercihine dikkat çekiyor.

SIDDÎK-I EKBER DÜNYADA EN ÇOK HANGİ ÜÇ ŞEYİ SEVDİ?

Hazreti Ebû Bekir (r.a.), hemen ilk Müslümanlardan olup, bildiğiniz gibi ticaretle meşgul, varlıklı bir sahâbeydi. Peygamber Efendimiz’e (s.a.v.) peygamberlik geldiğinde yaklaşık 40.000 dirhem servete sahipti. Malının büyük bir kısmını İslâm uğrunda infak etti. Geriye kalan 5.000 dirhemi ise hicret esnasında yanına aldı.

İslâm’ın ilk günlerinde Müslüman olup işkencelere maruz kalan köleleri, büyük meblağlar ödeyerek satın alır ve onları hürriyetlerine kavuştururdu. Onun infakı işte böyleydi.

Hazreti Ebû Bekir Efendimiz’in bu hususta çok meşhur bir sözü vardır. Şöyle der:

“Şu dünyada insanların adeta kendisine taptığı, elde etmek için birbirini yediği bu dünyadan bana da üç şey sevdirildi. Ben de bu dünyada yaşıyorum ama bu dünyadan üç şeyi sevmiş olarak âhirete gidiyorum.”

“Nedir onlar ey Halîfe-i Resûlullah, Sıddîk-ı Ekber?” denildiğinde şöyle buyurur:

Birincisi; Resûlullah Efendimiz’in yüzüne bakmak.

Bu dünyada sevilecek tek şeyin, Allah Resûlü’nün (s.a.v.) mübârek yüzüne bakmak olduğunu söyler. Oysa edebinden ve hayâsından dolayı, belki de Allah Resûlü’nün yüzüne en az bakan sahâbîlerden biri yine Hazreti Ebû Bekir Efendimiz’di.

İkincisi; kızımın, Resûlullah Efendimiz’in zevcesi olmasıdır. Bunun kendisi için ne büyük bir şeref olduğunu ifade eder.

Üçüncüsü ise; malımı onun yolunda harcamaktır.

Kimi insanlar harcadıkları zaman içlerinde bir burukluk hisseder; “Mal canın yongasıdır” derler. Fakat onlar öyle değildi. Onlar harcadıkça huzur bulur, harcadıkça mutlu olurlardı. Çünkü harcadıkları yer, Allah Resûlü sallallahu aleyhi ve sellem’in yolu idi.

İslam ve İhsan

HZ. EBUBEKİR’E (R.A.) DÜNYADA SEVDİRİLEN 3 ŞEY

Hz. Ebubekir’e (r.a.) Dünyada Sevdirilen 3 Şey

HZ. EBUBEKİR’İN (R.A.) HAYAT DÜSTURLARI

Hz. Ebubekir’in (r.a.) Hayat Düsturları

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.