Bu Kadar Şiddetli Akılcılığın Sebebi Nedir?

Günümüzde artık her şey akıl, mantık ile işliyor. Hakikate kapalı yüreklerin bu denli akılcılığa tutulmasının sebebi nedir? Osman Nuri Topbaş Hocaefendi cevaplıyor.

Bu akılcılık. Muhabbet eksikliğinden kaynaklanıyor. Eğer muhabbet artarsa, bu düşünceler aşılıyor. Mesela bir anne, evlâdını askere gönderiyor yahut seyahate gönderiyor. Onu özlediği zaman, oğlunun sevdiği bir yemekle karşılaştığı zaman hemen oğlunu hatırlıyor. “Oğlum bu yemeği çok severdi!” diyor. Burada akıl yok. Muhabbet, aklı aşıyor.

Akıl, Mustafâ’ya Kurban Olsun!

Onun için Mevlânâ Hazretleri:

“Akıl, dünyevî işlerimizde başarılı olmasına rağmen, mâhiyeti îcâbı, hakikate, ilâhî esrâra, yani mârifetullâha vâsıl olmakta yetersiz kalır. Bu ulvî yolculuk için bir vâsıta gereklidir. O da gönüldür, aşktır, vecddir, istiğraktır. Akıl, Mustafâ’ya kurban olsun!” buyuruyor.

"Akıl Elbette Değerli Ama..."

Evet, aklın hepimiz için mutlaka değeri var, ama bir dereceye kadar. Aklın, vahyin içinde de bir değeri var. O da bir dereceye kadar. Fakat filozoflar ekseriyetle aklın putperesti oldukları için, onlar ilâhî vahiyden ve dolayısıyla bu muhabbetten mahrumdurlar. O akılcılar, kendi devirlerinde yaşadıktan sonra bitip gidiyorlar. Gelecek zamanlara hayat veremiyorlar. Fakat Mevlânâ Hazretleri’nin mesajları, muhabbetinin bereketi, asırlar boyu devam ediyor. Yine İbn-i Arabî Hazretleri devam ediyor, Hak dostları devam ediyor. 

Muhabbetin de bir tezkiyeden geçmesi gerekiyor elbette. Ama akıl iki uçlu bir bıçak gibi, yani hayra da yarıyor şerre de. Tezkiye olursa, akıl yerine oturuyor.

Kaynak: Osman Nuri Topbaş, Mülakatlar - Rahmet Peygamberi (s.a.v) ve Biz, Erkam Yayınları

İslam ve İhsan

EFENDİMİZE MUHABBETİMİZİ NASIL ARTIRABİLİRİZ?

Efendimize Muhabbetimizi Nasıl Artırabiliriz?

İSLAM'IN AKILCILIĞI NASILDIR?

İslam'ın Akılcılığı Nasıldır?

BEŞERDEKİ AKIL TUTULMALARI

Beşerdeki Akıl Tutulmaları

İRADECİLİK (VOLONTARİZM) NEDİR?

İradecilik (Volontarizm) Nedir?

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle

İslam ve İhsan

İslam, Hz. Adem’den Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen tüm dinlerin ortak adıdır. Bu gerçeği ifâde için Kur’ân-ı Kerîm’de: “Allâh katında dîn İslâm’dır …” (Âl-i İmrân, 19) buyurulmaktadır. Bu hakîkat, bir başka âyet-i kerîmede şöyle buyurulur: “Kim İslâm’dan başka bir dîn ararsa bilsin ki, ondan (böyle bir dîn) aslâ kabul edilmeyecek ve o âhırette de zarar edenlerden olacaktır.” (Âl-i İmrân, 85)

...

Peygamber Efendimiz (s.a.v) Cibril hadisinde “İslam Nedir?” sorusuna “–İslâm, Allah’tan başka ilâh olmadığına ve Muhammed’in Allah’ın Rasûlü olduğuna şehâdet etmen, namazı dosdoğru kılman, zekâtı vermen, Ramazan orucunu tutman, yoluna güç yetirip imkân bulduğun zaman Kâ’be’yi ziyâret (hac) etmendir” buyurdular.

“İman Nedir?” sorusuna “–Allah’a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine, âhiret gününe inanmandır. Yine kadere, hayrına ve şerrine îmân etmendir” buyurdular.

İhsan Nedir? Rasûlullah Efendimiz (s.a.v): “–İhsân, Allah’a, onu görüyormuşsun gibi kulluk etmendir. Sen onu görmüyorsan da O seni mutlaka görüyor” buyurdular. (Müslim, Îmân 1, 5. Buhârî, Îmân 37; Tirmizi Îmân 4; Ebû Dâvûd, Sünnet 16)

Kuran-ı Kerim, Peygamber Efendimize (s.a.v) gönderilen ilahi kitapların sonuncusudur. İlahi emirleri barındıran Kuran ve beraberinde Efendimizin (s.a.v) sünneti tüm Müslümanlar için yol gösterici rehberdir.

Tüm insanlığa rahmet olarak gönderilen örnek şahsiyet Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) 23 senelik nebevi hayatında bizlere Kuran ve Sünneti miras olarak bırakmıştır. Nitekim hadis-i şerifte buyrulur: “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu asla şaşırmazsınız. Bunlar; Allah’ın kitabı ve Peygamberinin sünnetidir.” (Muvatta’, Kader, 3.)

Tasavvuf; Cenâb-ı Hakkʼı kalben tanıyabilme sanatıdır. Tasavvuf; “îmân”ı “ihsân” gibi muhteşem ve muazzam bir ufka taşımanın diğer adıdır. Tasavvuf’i yola girmekten gaye istikamet üzere yaşayabilmektir. İstikâmet ise, Kitap ve Sünnet’e sımsıkı sarılmak, ilâhî ve nebevî tâlimatları kalbî derinlikle idrâk edip onları hayatın her safhasında vecd içinde yaşayabilmektir.

Dua, Allah Teâlâ ile irtibatta bulunmak; O’na gönülden yönelmek, meramını vâsıta kullanmadan arz etmek demektir. Hadisi şerifte "Bir şey istediğin vakit Allah'tan iste! Yardım dilediğin vakit Allah'tan dile!" buyrulmuştur. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/307)

Zikir, bütün tasavvufi terbiye yollarında nebevi bir üsul ve emanet olarak devam edegelmiştir. “…Bilesiniz ki kalpler ancak Allâh’ı zikretmekle huzur bulur.” (er-Ra‘d, 28) Zikir, açık veya gizli şekillerde, belirli adetlerde, farklı tertiplerde yapılan önemli bir esastır. Zikir, hatırlamaktır. Allah'ı hatırlamak farklı şekillerde olabilir. Kur'an okumak, dua etmek, istiğfar etmek, tefekkür etmek, "elhamdülillah" demek, şükretmek zikirdir.

İlim ve hâl kelimelerinden oluşmuş bir isim tamlaması olan ilmihal (ilm-i hâl) sözlükte "durum bilgisi" demektir. Bütün müslümanların dinî bilgi ve uygulama bakımından ihtiyaç duyduğu, bir bakıma müslüman olmanın ve müslümanlığın icaplarını yerine getirmenin ön şartı durumundaki fıkhi temel bilgiler ilmihal diye anılmıştır.

İslam ve İhsan web sitesinde İslam, İman, İbadet, Kuranımız, Peygamberimiz, Tasavvuf, Dualar ve Zikirler, İlmihal, Fıkıh, Hadis ve vb. konularda  güvenilir kaynaklardan bilgiye ulaşabilirsiniz.