Bir Nesle Ayna Olmak

İnsanın sorumlulukları, gelecek nesillere örnek olma bilinci ve İslam’da yaşantıyla eğitim konularını Kur’an ve hadisler ışığında ele alınıyor.

İnsanoğlu, zamanın içinde kısa bir yolculuğa çıkmış bir misafirdir. Doğumla başlayan bu yolculuk, ölümle son bulur. Doğum ve ölüm hadisesi, Rabbimizin kullarının iradesine bırakmadığı, kendi uhdesinde tuttuğu hükümlerdendir. Ölmemek için doğmamak gerekir; bu da insanın elinde değildir. Buluğ çağıyla birlikte mükellef olan insanın sorumlulukları da başlamaktadır.

EN GÜÇLÜ EĞİTİM: ÖRNEK OLMAK

İnsan, yeryüzünde başıboş bırakılmış bir varlık değildir. Allah Teâlâ, insanı yaratmış, ona akıl ve irade vermiş ve onu bir imtihan dünyasına göndermiştir. Bu imtihanın temelinde ise sorumluluk vardır. Müslüman, sadece inanan bir insan değil; aynı zamanda inancının gereğini yerine getirmekle yükümlü olan bir kuldur.

Kur’ân-ı Kerîm’de Rabbimiz şöyle buyurur: “İnsan, kendisinin başıboş bırakılacağını mı sanır?” (Kıyâmet, 36) Bu ayet, insanın sorumluluk sahibi bir varlık olduğunu açıkça ortaya koymaktadır. Bu sorumluluklarımızın başında, iman, ibadet ve ilahî emir ve yasaklara riayet etmek gelir. Bununla birlikte, insanın; kendine, ailesine, topluma, çevreye, hayvanlara ve gelecek nesillere karşı da sorumluluğu vardır.

Yaşadığımız bu zaman diliminde bizler, bizden önce yaşamış ve vazifesini tamamlamış nesillerin emanetini devralmış bulunuyoruz. Bu emanetten istifade eden, onu kullanan ve bir sonraki nesle ulaştırmakla sorumlu olan bir nesiliz. Bu emanetleri Kur’an ve sünnet süzgecinden geçirerek, yanlışları düzelterek ve doğruları yaşayarak gelecek nesillere aktarmak zorundayız.

Allah Teâlâ bizlere de bizden önceki ümmetler gibi sınırlı bir ömür vermiştir; ancak bu ömür, sorumluluklarla yüklü kıymetli bir emanettir. Bizden önce nice nesiller yaşamış, tevhid inancı ile yoğrulmuş bir hayat sürerek bu dünyadan ayrılmışlardır. Onlardan geriye kalan ise mal, mülk ve makamları değil; İslami ve insani değerler, kulluktaki örneklikler, güzel ahlâk ve yetiştirdikleri insanlardır.

GELECEK NESİLLERE KARŞI SORUMLULUĞUMUZ

Bugün bizler, geçmiş nesillerin bize bıraktığı bir mirasın taşıyıcılarıyız. Aynı şekilde biz de gelecek nesillere bir şeyler bırakacağız. İşte bu noktada en önemli soru şudur: Biz nasıl bir miras bırakacağız? En kıymetli miras; seccademizde namaz kılacak evlatlar, tesbihlerimizi, zikirlerimizi devam ettirecek nesiller bırakmak olacaktır. 

Kur’ân-ı Kerîm’de Rabbimiz şöyle buyurur: “Sonra onların ardından bir nesil geldi ki, namazı zayi ettiler ve şehvetlerine uydular…” (Meryem, 59) Bu ayet, nesiller arasındaki kopuşun ne kadar büyük bir tehlike olduğunu açıkça göstermektedir. Demek ki bir nesil görevini ihmal ettiğinde, ardından gelen nesil ciddi bir bozulma yaşayabilmektedir.

Müslümanın en önemli sorumluluklarından biri de gelecek nesillere karşı olan görevidir. Bu görevlerin başında dua gelir. Hz. İbrahim aleyhisselam’ın duası buna en güzel örnektir: “Rabbim! Beni ve zürriyetimi namazı dosdoğru kılanlardan eyle! Rabbimiz dualarımızı kabul buyur!” (İbrahim, 40) duasının bereketiyle bizler elhamdülillah namaz kılanlardan olduk. Çocukları ve gençleri doğru yetiştirmek, onları manevî değerlerle donatmak büyük bir vazifedir.

İnsana verilen en büyük nimetlerden biri akıl ve iradedir. Bu nimetler, beraberinde büyük bir sorumluluğu da getirir. İnsan sadece kendi hayatından değil, çevresinden ve etkilediği insanlardan sorumludur.

YAŞAYARAK ÖRNEK OLMANIN SORUMLULUĞU

Peygamber Efendimiz sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurur: “Hepiniz çobansınız ve hepiniz güttüğünüzden sorumlusunuz.” Bu hadis, aslında bir toplumun temelini oluşturan sorumluluk anlayışını özetler. Anne-baba çocuklarından, öğretmen öğrencisinden, büyükler küçüklerden sorumludur. İnsan, farkında olmasa bile davranışlarıyla başkalarına örnek olur.

Bir nesle ayna olmak, sadece nasihat etmek değildir. Asıl mesele, yaşanan hayatla örnek olmaktır. Çünkü insanlar en çok gördüklerinden etkilenirler. Büyüklerin söyledikleri ile davranışları arasında tutarsızlık yaşarsa, gençler nasihatleri değil davranışları esas alır. Bu yüzden en güçlü eğitim yöntemi, örnek olmaktır.

Bir çocuk, anne-babasının namaz kıldığını görerek öğrenir. Camiye götürülen bir çocuk, büyüdüğünde kendi çocuğunu da götürür. Mübarek gün ve geceleri yaşayan bir ailede büyüyen bir çocuk, o heyecanı gelecek nesle taşır. Dürüstlük gören genç, doğruluğu benimser.

Bugün ailede başlayan örneklik, toplumun da temelini oluşturur. Anne-babanın hayat tarzı, sözleri ve davranışları çocuklar tarafından doğrudan örnek alınır. Bunun yanında televizyon, internet, sosyal medya ve arkadaşlıklar da nesil üzerinde çok güçlü bir etkiye sahiptir.

O halde bu neslin sorumlu nöbetçileri bizleriz. Anne baba ve büyükler olarak üzerimize düşen rollerimizi Rabbimizin bizden istediği şekliyle oynamalıyız ki gelecek nesiller bizden hem dünya da hem de ahirette davacı olmasınlar.  Kulluk görevlerimizin tamamını çocuklarımıza yaşayarak öğretmeliyiz. Namaz kılmayı, konuşurken yalan söylememeyi, ahde vefayı, bir komşuyu ziyaret etmeyi, bir yetimin başını okşamayı uygulamalı öğretmeliyiz. Sıkıntısı olan bir insana borç para vermeyi, yaşlı bir hastayı evde veya hastanede ziyaret etmeyi, iyi bir baba, anne, abi ve abla olmayı, göstermeliyiz. İyi bir eş, kendisinden emin olunan komşu ve arkadaş olmayı, çevresine, hayvanlara, bitki ve ağaçlara merhametli olmayı hülasa zerreden kürreye her türlü yaşam biçimimizle güzel bir ayna olarak gelecek nesillere aktarmamız gerekir.

HAYATIYLA REHBER OLAN ŞAHSİYETLER

Bir nesle ayna olmakla ilgili; Rahmetli babamla beraber, bahçeden topladığımız üzümleri eve getirirken, yolda karşılaştığı mahalle sakinlerine tabak tabak dağıttığını gördüğümde o zaman bunu anlamakta zorlanmıştım. Meğer Babam bana cömertliği uygulamalı öğretiyormuş. Yine tanıdık veya tanımadık bir vefat haberi duyduğunda ya da bir mezarlıktan geçerken Fatiha veya Yasin okurdu. “Evladım, siz de böyle yapın” derdi. Bu davranış hem bir ibadet hem de nesilden nesile aktarılan bir mirastı.

Peygamberler başta olmak üzere büyük şahsiyetler, sadece sözleriyle değil, hayatlarıyla insanlara yol göstermişlerdir. Onlar, âdeta birer ayna olmuş ve kendilerinden sonra gelen nesillere ışık tutmuşlardır.

Hz. Ömer (r.a.)’ın hayatı bu konuda çok çarpıcıdır. Halife olduğu dönemde bile geceleri sokakları dolaşır, halkın hâlini kontrol ederdi. Bir gün açlıktan ağlayan çocukları görünce sırtına un çuvalı alıp o aileye götürmesi, sadece bir yardım değil; aynı zamanda tüm yöneticilere ve insanlara verilmiş büyük bir derstir. Bu davranış, merhametin ve sorumluluğun en güzel örneklerinden biridir.

BİR NESLE AYNA OLMANIN HAKİKATİ

Sonuç olarak;

Dünya, gelip geçen nesillerin bir sahnesidir. Bizler de bu sahnede kısa bir süre rol alan yolcularız. Fakat bu kısa sürede yaptıklarımız, ebedî hayatımızı şekillendirecektir.

Bir nesle ayna olmak; büyük sözler söylemek değil, samimi bir hayatla örnek olmaktır. Gerçek miras, söz değil, yaşanan hayattır.

Unutulmamalıdır ki:

“Ben nasıl bir aynayım?” sorusuna vereceğimiz samimi cevap, sadece bizi değil, bizden sonraki nesilleri de etkileyecektir.

Rabbimiz, kendisinin razı olduğu ve gelecek nesillerin de hayırla yâd ettiği kullarından olmayı bizlere nasip eylesin. Âmin.                         

Kaynak: Şükrüllah Yalın, Altınoluk Dergisi, Sayı: 484

İslam ve İhsan

PEYGAMBERİMİZ’E BEY’AT VE İMAN YOLUNDA FEDAKÂRLIK ŞARTI

Peygamberimiz’e Bey’at ve İman Yolunda Fedakârlık Şartı

GÜZEL ÖRNEK OLMAK İLE İLGİLİ MİSALLER

Güzel Örnek Olmak ile İlgili Misaller

PAYLAŞ:                

YORUMLAR

İlk yorumu yapan siz olun!

Yorum Ekle