ÜMMET İÇİN RABBANİ ÇERÇEVE

0

Altınoluk Dergisi bu ayki kapağı Kur’ân-ı Kerim’den dokuz ayetle “Ümmet İçin Rabbani Çerçeve” başlığını taşıyor.

Altınoluk’un 394. sayısı sunuş yazısını sizler için alıntıladık:

“Kur’an-ı Kerim bize Rabbimizden gelen hayat çerçevesi.

Kur’an’da “Ey insan” gibi ferdi hitaplar var, “Ey insanlar” diye, “Ey iman edenler” diye kitlesel hitaplar var. Buna göre ferdi sorumluluklar söz konusu, ictimai sorumluluklar söz konusu.

Kur’an’ı anlayıp, derinliğine vukuf sahibi olmak, hem tek tek hem topluluklar halinde dünya yürüyüşünde istikamet içinde yol almak için son derece hayatî.

Kur’an’ı anlamak emek istiyor. Ayet ayet bakmak, sure sure bakmak, ayet grupları çerçevesinde bakmak, tefekkür etmek, tefakkuh etmek, derinleşmek… Her bir emeğin vereceği zihnî – kalbî ürün farklı olabilir.

Diyelim bugün ümmet olarak Kur’an’a bakmayı ele alalım.

Ümmet olarak sıkıntılar içindeyiz.

Hayırlı ümmet… Vasat ümmet… İnsanlığın üzerinde şahit ümmet…

Bunlar Rabbimizin Kitab-ı Keriminde İslâm ümmetinin ulaşmasını dilediği kıvamı ifade ediyor.

Acaba hangi vasıflarla donandığında ümmet böyle bir kıvama ulaşabilir?

Bu sayımızda Âl-i İmran Suresindeki 9 ayet-i kerimeyi böyle bir ibret nazarıyla okumaya çalıştık.

Orada Rabbanî bir çerçeve gördük.

Ferdi planda okunabilecek “takva, hayra çağırma, emr bil ma’ruf, nehy an’il münker, Allah’ın ipine sımsıkı sarılma, parçalanıp ayrılmama” gibi şahsiyet özelliklerinin, ümmet planında okunması, Kur’an ayetlerine apayrı bir boyut katıyor.

Kur’an’ı, İslam’ı toplum halinde yaşama şuuru.

Bu farklı bir bilinç halidir.

Eğer bir İslam toplumunda adacık halinde bireysel islâmî yaşayışlar olmasına rağmen kişilik problemlerinin yaygınlaştığı görülüyorsa, takvanın, yani Allah ile ilişkinin toplumsallaşmaması gibi bir durumdan söz etmek gerekiyor.

Ümmet takva hayatı yaşamıyorsa, tek tek mü’minlerin takva hayatı yaşamaktaki zorluğu – güçlüğü görebilmesi lâzım, Kur’an’ın ümmet ve takva ilişkiline işaret eden ayetleri okunduktan sonra. Bu görülmediği zaman hem şikayetler – yakınmalar olur, hem de ümmet planındaki aşınmalar devam edip gider. Yeni doğan nesil, aşınmış bir ümmet vasatına doğarlar ve önlerinde aşınmış bir islâmî hayatı bulurlar.

Kur’an okunmuyor mu İslam dünyasında?

Tabii ki okunuyor.

Doğudan Batı’ya, Kuzey’den Güney’e bütün İslam coğrafyasında her yıl, onbinlerce Kur’an hafızı yetişiyor.

Peki Kur’an ne kadar biçimlendiriyor Ümmetin hayatını?

İşte yakıcı soru bu. Çünkü onun cevabında sıkıntı var.

Allah ve Rasûlünün davet ettiği şeyde hayat vardır (Enfal suresi, 24), eğer bünyemizde yer yer çürümeler görüyorsak, anlamalıyız ki oralara Rabbani hayat iksiri ulaşamıyor. Biz bu durumda bir “Şahsiyet MR’ı” çektirilmesi, yani derin bir nefis muhasebesi yapılması gerektiğini söyleriz. Kişiler olarak, ümmet olarak.

Bu sayımızın böyle bir muhasebeye imkan vermesini temenni ediyoruz. Sizleri Altınoluk’un Aralık sayısı ile başbaşa bırakıyor, saygılar sunuyoruz. Allah’a emanet olunuz.”

Ayrıntılı Bilgi: www.altinoluk.com.tr

Paylaş.

Yorumlar