MUHÂLEFETÜN Lİ’L-HAVÂDİS

0

Allah’ın eşi ve benzeri yoktur, yâni yaratılmışların hiçbirine benzemez. O, her türlü beşeri sıfatlarla tavsiften münezzehtir.

Bugün muharref ilâhî dînlerin tahrif edilen inanç sistemlerinden biri de bu hususla alâkalıdır. Onlar, Cenâb-ı Hakk’ın müteâl, hayâl ve idrâk ötesi olma ve her türlü beşerî sıfatlardan münezzeh olması şeklindeki ulvî ve doğru inançtan sapmışlar ve hayal güçlerine göre derledikleri kitaplarında Allâh Teâlâ hakkında nice beşerî yakıştırmalarda bulunmuşlardır. Hattâ unutkanlık, yorgunluk, pişmanlık, gözden kaçırma, fark edememe gibi birtakım beşerî acziyetleri dahî -hâşâ- Cenâb-ı Hakk’a isnâd etmişlerdir. Meselâ onlara göre tûfânla ilgili olarak tanrı bir emir verir. Daha sonra bunu unutur. Derken bir de bakar ki yer-gök su içinde kalmış! Ancak o zaman verdiği emri hatırlar ve bütün mahlukat gemiye girdikten sonra onun kapısını telaşla bizzat kendi eliyle kapatır. Yine onların kitaplarına göre Hazret-i Ya‘kûb, -hâşâ- Allâh ile güreşmiş ve yenmiştir. Bu akıl ve mantık dışı ifadelere ilaveten yahûdîlerin Üzeyr -aleyhisselâm-’a, hıristiyanların da Îsâ -aleyhisselâm-’a -hâşâ- Allâh’ın oğlu diyecek kadar ileri gittikleri mâlûmdur. İşte insanoğlunun kendi hayâl iklîminde üretip sonra da inanmaya kalktığı bütün bu dalâlet tezâhürlerine ilâhî bir cevap olarak Allâh Teâlâ şöyle buyurur:

“Onlar (müşrikler ve münkirler) Allâh’ı hakkıyla tanıyıp bilemediler. Kıyamet günü bütün yeryüzü O’nun tasarrufundadır. Gökler O’nun kudret eliyle dürülmüş olacaktır. O, müşriklerin ortak koşmalarından yüce ve münezzehtir.” (ez-Zümer, 67)

“… O’nun benzeri hiçbir şey yoktur. O işitendir, görendir.” (eş-Şûrâ, 11)

“(Ey Rasûlüm!) De ki: O Allâh birdir. Allâh sameddir. O, doğurmamış ve doğmamıştır. Onun hiçbir dengi yoktur.” (el-İhlâs, 4)

Rasûlullâh -sallâllâhü aleyhi ve sellem- bir kimsenin (ihlâsla):

“Ey Allâh’ım, bir ve samed olan, doğurmayan ve doğurulmayan, eşi ve benzeri de olmayan Allâh adıyla Sen’den istiyorum. Günahlarımı mağfiret et, sen Gafûrsun, Rahîmsin!” dediğini işitti ve şöyle buyurdu:

“O mağfiret edildi. O mağfiret edildi. O mağfiret edildi!” (Ebû Dâvud, Salât, 179)

Bu müjdeyi bilen Yûnus Emre Hazretleri de şöyle ilticâ eyler:

Hak Çalab’ım Hak Çalab’ım,

Sencileyin yok Çalab’ım!

Günâhlarımız yarlığa,

Ey rahmeti çok Çalab’ım!..

Kaynak: Osman Nûri Topbaş, İslam İman İbadet

Paylaş.

Yorumlar

Önceki yazıyı okuyun:
ALLÂH “EHAD”DIR

Kur’ân-ı Kerîm baştan başa dikkatli bir nazarla gözden geçirildiğinde görülür ki, Allâh’ın, kullarını mükellef kıldığı husûsiyetlerin en mühimi zâtı hakkındaki...

Kapat