CENNETTE BERABER OLABİLECEK MİYİZ?

0

Rasûlullah bu kadar içimizdeyken, bize bunalmak, hüzünlenmek düşer mi? Bizim hüznümüz de, korkumuz da “Cennette beraber olabilecek miyiz?” korkusu olsun; aynı Sevbân’ın derdi gibi olsun derdimiz… Üzüleceksek, ağlayacaksak, O’nsuz geçen vakitlerimize ağlayalım…

İşte Sevbân’ın derdi, o hakikî derdin hüznü ile yaşarsın gözlerimiz…

Hazret-i Peygamber -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’in bir sohbetinde Sevbân -radıyallâhu anh-, Habîbullâh’a pek derin ve dalgın bir sûrette bakıyordu. Gâyet de ıztıraplı bir hâli vardı. Öyle ki, onun bu hâli, Âlemlerin Efendisi’nin dikkatini çekti. Merhametle sordular:

“-Yâ Sevbân! Nedir bu hâlin?”

Sevbân -radıyallâhu anh-, bu iltifat ile muhabbet çağlayanı hâline gelen sevdâlı gönlüyle şöyle dedi:

“-Anam, babam ve bu cânım Sana fedâ olsun, yâ Rasûlallah! Senin hasretin beni öyle yakıp kavurmaktadır ki, nûrundan ayrı geçirdiğim her an, bana ayrı bir hicran olmaktadır. Dünyada böyle olunca âhirette nice olur diye dertleniyorum. Orada Siz peygamberlerle beraber olacaksınız. Benim ise, ne olacağım ve nerede bulunacağım belli değil! Üstelik cennete giremezsem, Sizi görmekten tamamen mahrum kalacağım! Bu hâl beni yakıp kavuruyor ey Allâh’ın Rasûlü!”

BUNLAR NE GÜZEL ARKADAŞTIRLAR

Bunun üzerine şu âyet-i kerîme nâzil oldu:

“Her kim Allâh’a ve Rasûlü’ne itaat ederse, işte onlar, Allah Teâlâ’nın kendilerine nîmetler ihsân ettiği peygamberler, sıddîklar, şehidler ve sâlihlerle beraberdirler. Bunlar ne güzel arkadaştırlar!..” (en-Nisâ, 69)

Bu âyet-i kerime, hakiki âşıklara ne büyük bir müjdedir! Peygamber Efendimiz bu âyet-i kerîmeyi okumakla yetinmemiş ve Sevban’a dönerek:

“-Kişi sevdiği ile beraberdir…” buyurmuştu. (Buhârî, Edeb, 96)

Yine başka bir rivayette Said bin Mansur ve İbn-i Münzîr -rahimehullâh- Şa’bi -radıyallâhu anh-’tan şöyle rivâyet etmişlerdir:

Ensar-ı kirâmdan bir zât, Peygamber Efendimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’e gelerek:

“-Ey Allâh’ın Rasûlü! Eğer ben evimdeyken Sizi hatırladığımda, gelip Sizi görmezsem, o kadar daralıyorum ki, rûhumun bedenimden çıkacağını zannediyorum.” dedi ve ağlamaya başladı. (Said ibn-i Mansur, es-Sünen, No:661, 4/1 308; Süyûtî, ed-Dürrü’l-Mensûr, 2/588)

YOL BULALIM VE ARINALIM

Ebû Zer el Gıfârî -radıyallâhu anh- da şöyle buyurur:

“-Vallâhi Rasûlullah âhirete göçerken bizi öyle bir hâlde bırakmıştı ki, bir kuş gökte kanat çırpsa, onun bu hareketi bize Rasûlullâh’ın bir hadîsini hatırlatırdı. Çünkü Âlemlerin Efendisi, bize; «Cennete yaklaştıran, cehennemden de uzaklaştıran ne varsa, hepsi size açıklanmıştır.» buyurmuştu. (Ahmed bin Hanbel, V, 153, 162; Heysemî, VIII, 263)

İşte kıymetli kardeşim;

O eşsiz, mûtenâ hayatta, her türlü güzellik ve şifâ var. Yeter ki, biz okumayı bilelim. Satır satır O mübarek gönle yol bulalım ve arınalım.

Bu yıl, Rabîülevvel hediyemiz de bu olsun! Haydi, Allâh’ın Rasûlü ile evlerimize dönelim!..

Kaynak: Halime Demireşik, Şebnem Dergisi, 130. Sayı, Aralık 2015

Paylaş.

Yorumlar