Allahüteala bir lokma ekmek, bir avuç hurma ve yoksulun faydalanacağı buna benzer bir şey vesilesiyle üç kişiyi Cennet’ine koyar: 1. Evin sahibi ve onun (sadakanın) verilmesini emreden kişi. 2. Verilecek şeyi hazırlayan evin hanımı. 3. Sadakayı yoksulun eline veren hizmetçi.”
Merhamet, sende olanı, senden daha mahrûm olana ikrâm etmendir. Bir mü’minin, muhtaç, garip, yoksul ve yetimleri arayıp bulması, maddî ve mânevî olarak onların kırık gönüllerini hoş etmesi, yani onlara İslâm’ın güler yüzünü sergilemesi îcâb eder.
İnfâk eden kimse, infâkı alan kimseye karşı derin bir teşekkür hissiyâtı içinde olmalıdır. Zira bu sâyede kendisi mes’ûliyetten kurtulup, niyeti ölçüsünde büyük bir ecre nâil olmaktadır.
Yoksul kişi nasıl cömertlik ve iyiliğe muhtaç ise, cömertlik ve iyilik de yoksul kişiye muhtaçtır. Güzeller, güzelliklerini seyretmek için nasıl tozsuz, passız, parlak bir ayna ararlarsa, cömertlik de yoksulları, zayıfları öylece aramaktadır. Yani zengin ve fakir birbirine muhtaç elmanın iki yarısı gibidir...