Hayır ve Hakka hizmet yolunda; tüm varlığı taşın altına koyma, kınayana ve küçük görene aldırmadan aynı zamanda kırmadan kırılmadan hedefe yürüme, pek kimsenin girmeyeceği yüklere girme, en çetrefil ve sıkıntılı işleri göğüsleme, Tivnikli kardeşlerin ortak vasfı oldu.
Bir vakıf medeniyeti olan Osmanlı Devletinde inşâ edilen mîmârî şaheserler içinde, vâlide sultanların ve saray eşrâfından hanımların da birçok vakfiyesi bulunuyor. İşte Osmanlı'daki valide sultanların açmış olduğu vakfiyeler ve topluma kazandırdıkları eserler, hizmetler...
Osman Nuri Topbaş Hocaefendi, vakıf insanın özelliklerini anlatıyor...
“…Onlar hayırda birbirleriyle yarışırlar…” (Âl-i İmrân, 114) ayeti nisbetinde sâlih mü’minler hayır yarışındaki en güzîde hizmet ürünlerini vakıf müesseseleri yapmışlar. Bugün çok geniş sahada hizmet verebilen vakıflar, yaratılmış her şeye karşı İslâm’ın şiârı olan şefkat ve merhametin en mükemmel tezâhür şeklidir.
Vakıf insanı, veren eldir. Alana teşekkür hissiyâtı içindedir. Çünkü onun sayesinde Cenâb-ı Hakk’ın rızâsına erişmeyi gaye edinir.