Hazret-i Peygamber -sallâllâhu aleyhi ve sellem- ve O’nun seçkin sahabîlerinin yürüdüğü yolu tâkip etmekte büyük bir dirâyet ve hassâsiyet göstermiş olan Osmanlılar, kendi dönemlerine gelinceye kadar belli bir ölçüde devam etmiş olan vakıf tesis etme fazîletinde zirveye ulaşmışlardır.
Vakıf tesisindeki esas gâye, Allâh’ın rızâsına nâil olup âhiret selâmetine ermektir. Tâ başlangıcından beri vakıflar, bu minvâl üzere kurulmuş ve aynı şekilde devam etmiştir. Öyle ki bu gâye, «et-takarrub ilâllâh» (Allâh’a yaklaşmak) şeklinde vecizeleştirilmiş ve vakfın sıhhat şartlarından biri olarak kabul edilmiştir.