“Dinin elden çıkışı sünnetin terkiyle başlar. Halat nasıl lif lif kopup parçalanırsa, din de sünnetin birer birer terkiyle ortadan kalkar.” (Dârimî, Mukaddime 16) Aşağıdaki bütün bu ayet ve hadisler, Müslümanların ancak sünnete sarılıp ondan ayrılmamak suretiyle İslâmî kimliklerini koruyabileceklerini ifade etmektedir. Zira açık bir gerçektir ki, sünnetin terkedilmesiyle doğacak boşluk, sünnetin tam zıddı olan bid'atle doldurulacaktır.
Peygamber Efendimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem-, nasıl ki geçmişte azgın bir câhiliye toplumunun ıslâhına vesîle oldu ve onu asr-ı saâdet toplumuna dönüştürdü ise, bugün de insanlığı huzura erdirip kurtaracak olan, yine O’nun bizlere göstermiş olduğu yoldur. Yani Kur'an ve Sünnet'e sımsıkı sarılmak ve onunla amel etmektir.
Sünnetin kendisine sarılanları kurtardığı kesindir. Tâbiîn müfessirlerinden Dahhâk İbni Müzâhim ne güzel ifade etmiştir: "Cennet ile sünnet aynı konumdadır. Zira âhirette cennete giren, dünyada sünnete sarılan kurtulur."